Pazar, Şubat 07, 2010

Tatil

9 günlük tatilimiz çoook güzel geçti. Maalesef bu akşam itibariyle de bitti. Üçümüz de bitmesini hiç istemiyorduk, ama ne yapalım. Çalışalım ki, tatili hakedelim. Tatilimizi gün gün yazacağım, okuyunca hatırlayabilelim diye.
İlk 2 günü (cumartesi-pazar) evde geçirdik. Pazartesi sabahı İstanbul'a uçtuk. Kalkış, iniş çok hoşuna gitti Ateş'in. En son yaklaşık 2 sene önce binmişti uçağa. Önce kalacağımız yere gittik. Eşyalarımızı yerleştirdik. Taksim'e gidip pizza yedik. Sonra metroyla Cengiz'in kardeşinin evine gittik. Bizimkiler çok mutluydular. Hem Lal'le oynayacakları için, hem de kardeşi Alp'i ilk kez görecekleri için. Çok da güzel oynadılar. İlk günümüzü onlarda tamamladık, gece (ordaki) evimize döndük.
Ertesi gün evde biraz oyalandıktan sonra balık yemek için Çiçek Pasajı'na gittik. Bizimki bayıla bayıla midye dolma yedi. Sonra Turkuazoo'ya gittik. Uzun süredir gitmek istiyorduk. Tam Ateş'e göre bir yerdi. Kocaman akvaryumlarda kocaman balıklar vardı, Ateş çoğunu direk tanıdı. Kocaman köpekbalıklarına hayran kaldı. Daha fazla vakit geçirmek isterdik, ama ilk tur bitince çıktık.


Biraz Starbucks keyfinden sonra yine Ateş'in kuzenlerinin evine gittik.
O akşam eve biraz daha erken döndük, banyo ve tombi yatak yaptı çocuklar. Amaaaa o akşam kar yağmaya başladı. Cengiz yanımda çalışırken, ben de dışarda yağan karı izleyerek (senelerdir karı yağarken görmemiştim) ayaklarım kaloriferde ısınırken müzik dinledim 2-3 saat boyunca. Süperdi. Kar tutmaz da ertesi sabah çocuklar göremezse diye videoya kaydettim, ama gerek kalmadı. Sabah kalktığımızda kar epeyce tutmuştu. Uyanan çocuklar sevinç içinde babalarıyla kar oynamaya gittiler.
Sonra yine hazırlanıp çıktık, bu sefer ilk olarak Santralistanbul'a gittik. İstanbul moda haftasının da açılışı vardı aynı zamanda, ama bizim ilgi alanımız orası değildi. Santralistanbul'u gezdik uzun uzun ve çoook beğendik.


Hemen çıkışta öğle yemeğimizi yiyip Koç Müzesi'ne gittik bu sefer. Oraya tek kelimeyle bayıldık. İnanılmaz güzeldi. Uzuuuun uzun inceleyip yazılarını okuyarak sindire sindire gezmek isterdim, ama ancak 17'ye kadar ve çocuklarla gezebildik. Yine de harikaydı. Boooooool fotoğrafımız var.




Ordan çıkınca da önceden bilet aldığımız Disney şovuna gittik. Ateş gözünü ayırmadan izledi. Lal ve Kaan sıkılabilir diye düşünüyordum, neyse ki korktuğum olmadı, ikisi de bayılarak izlediler. Tek kötü olay, dijital kameramın Koç Müzesi'nde bozulmuş olmasıydı, makina sürekli titrediği için net fotoğraf çekmem mümkün olmadı. Şovda üç masalı canlandırmışlardı: Pamuk prenses ve 7 cüceler, Sinderella, Güzel ve Çirkin. Biz bile görsel şovu hayran kalarak seyrettik.
Perşembe gününe geldiğimizde kaldığımız yeri de terketmemiz gerektiği için bavullarla birlikte yola çıktık. Saat 11'de Dolphinarium'a gittik. Beyaz balina, mors ve yunusların gösterileri vardı. Ateş gerçekten bayıldı, mutluluktan kendinden geçti. "Anne iyi ki gelmişiz" dedi gösteri boyunca. Ön sırada oturduğumuz için yunuslara şarkı söyletmesi amacıyla antrenör tarafından seçildi ve kollarını oynatarak yunuslara şarkı söyletti. Abisiyle birlikte yunuslarla ve morsla fotoğraf çektirdiler.

Sonrasında rötarlı bir yolculukla evimize döndük. Ateş İstanbul'da çok iyi vakit geçirdiğini, ama evimizi de çok özlediğini söyledi. Son 3 gündür evdeyiz. Bugünkü Garfield sinema seansı dışında nerdeyse evden hiç çıkmadık. Dediğim gibi, çooooooook güzel bir tatil geçirdik, hem gezi hem de evde geçirdiğimiz zamanlar çok iyiydi. Bakalım bir sonraki yolculuğumuz nereye ve ne zaman olacak?
Lilypie Kids Birthday tickers