Perşembe, Ocak 10, 2013

Kötü gün

Sekiz ocak ikibinonüç. Ateş'in hayatının en kötü günü imiş. O gün okuldan geldiğinde mutsuzdu. Sabah drama dersi varmış. Ders sırasında öğrencilerden birisi diğerini itmiş, düşürmüş. Öğretmen de Ateş yaptı sanarak ceza vermiş. Ateş kendisinin yapmadığını söylemiş, ama öğretmen inanmamış. Tabi haftada bir dersle çocuğu tanıyamamış, sınıf öğretmeni Ateş'in doğru söyleyeceğini bilirdi. Cezası derse katılamamak ve onlarla birlikte oyun oynayamamak olmuş. Ateş'in çok etkilenecebileceği bir ceza. Ama arkadaşını Ateş itmemiş. O yapsa söyler, kesinlikle yapmadığını, hatta düşen arkadaşıyla arasında epeyce bir mesafe olduğunu söylüyor. Kesinlikle Ateş'e inanıyorum. Haksız yere ceza aldığı için de morali çooook bozulmuş. Sonra bütün günü kötü geçmiş. Resim dersinde sınıfın çoğu yaramazlık yaptığı için, öğretmen normalde yaptıracağı bir etkinliği yaptırmamış. Halbuki Ateş, kendi yapacağı şeyi çok güzel yapmış. Canı o kadar sıkılmış ki, sürekli o günün hayatının en kötü günü olduğunu söylemiş. Ben ona evde, hayatımızda ara sıra böyle kötü günler de olabileceğini, bunu çok dert etmememiz gerektiğini, ertesi günün belki de en güzel gün olacağını söyledim, ama drama öğretmenine çok kızdım. Çünkü dersin sonunda Ateş'e onun yapmadığını anladığını da söylemiş. Ama emin olmadan verdiği ceza, çocuğun bütün gününü etkilediği gibi, haklılığını kanıtlayamadığı için de çok sinirlenmiş. Ertesi gün drama öğretmenini aradım, ancak okula sadece pazartesi ve salı günleri geliyormuş. Gelecek pazartesi yeniden arayıp kendisiyle konuşacağım.
Lilypie Kids Birthday tickers