Buralardan bir Ege geçti.
Geçtiğimiz cuma sabahı Ateş'in teyzesi Pelin, eşi Tolga, kızları Nisan ve minnoş oğulları Ege bizi ziyarete geldi. Ateş biraz da benim isteğimle o gün okula gitmedi. Sabah erken saatlerde gelecek olan misafirleri bekledi evde heyecanla. Onlar gelir gelmez önce Ege'yi sevdi, onun komik hallerine güldü, sonra da acilen Nisan'la oyun oynamaya başladı. Öyle ki, akşama kadar hiç ara vermeden bu sırayla işler devam etti. Biz de ilk günü, -Ateş'in doğumgünü hazırlıkları için yaptığımız küçük bir tur dışında- evde geçirdik.
Ertesi gün hep birlikte Ateş'in okuluna gittik. Çünkü babasının aynı okuldan mezuniyetinin 25. senesiydi. Ateş, Nisan'a okulunu tanıttı. Birlikte su balonlarıyla oynadılar. Biz de Ege'yle ilgilenmeye çalıştık. Ama hem sıcaktan, hem de kalabalıktan Ege çok mutlu olmadı. Sonra ordan çıkıp yemeğe gittik. Eve döndükten sonra yine hazırlanıp bu sefer hep birlikte deniz kenarına gittik. Sonraki 2 günü orda geçirdik. Hem bizim için, hem çocuklar için, hem de minnoş Ege için çok iyi oldu. Ateş'in okul arkadaşı Kaan A. de ailesiyle birlikte ordaydı. Hep birlikte çok güzel oyunlar oynadılar, denize girdiler. Hatta Ege bile denize girdi. Ateş'e, Ege kadar küçük olduğu zamanları anlattım, çok güldü, Ege'yi çok sevdi.
İki günün sonunda eve döndük. Ertesi gün Ateş okula gitti, Nisan yalnız kaldı. Öğleden sonra biz de biraz çıkıp yemek yedik ve alışveriş yaptık. Tekrar eve döndüğümüzde misafirlerimizin gitme vakti yaklaşmıştı. Ateş benimle birlikte onları havaalanına kadar bırakmayı çok istedi, ama arabada yer olmadığı için gelemedi. Zaten evde ödevini bitirmesi gerekiyordu. Ateş, Nisan ve Ege, yazın en kısa zamanda buluşmak üzere ayrıldılar.
