Yine çok hızlı ve yoğun geçti. Cuma akşamı, kalabalık bir grupla arkadaşlarımızın evine gittik. Daha önceden tanıdığımız halde evlerine ilk kez gittik. Ağırlıklı olarak kız çocuklar olmasına rağmen 4 erkek çocuk da vardı ve Ateş onların en büyüğüydü. Önce sıkılırım, dedi; ama sonra çok eğlendi, hatta gecenin sonunda eve dönmek istemedi.
Cumartesi sabah tenise gittik. Sonrasında Ateş babasıyla dışardaki işlere gitti, ben akşam misafirimiz geleceği için eve yemek yapmaya döndüm. Ben yemek yaparken Ateş'le babası da işlerini bitirerek geldiler. Ateş'in evdeki minik serasına toprak almışlar, onu yerleştirdiler, hatta Ateş tohumlarını ekti. Bazı büyük saksıların topraklarını değiştirdiler. Ateş bütün gün çalıştı, çöp poşetlerini dışarıya çıkardı, yeni poşetleri yerleştirdi. Tohumlarını düzenledi. Akşama abisinden sonra İpekler ve Canlar geldiler. Ancak Ateş'in keyfi çok bozuldu. Çünkü uzun süredir oynadığı growtopia oyununda Kerem'le bir anlaşmazlık yaşadı. Çok üzüldü. Daha önce İstanbul'dan dönerken de olmuştu. Neyse bir şekilde anlaştılar, ama gecesi kötü geçti. Sonradan morali düzeldi ancak.
Pazar sabahı yine tenise gittik. Tenis sonrasında yemek yiyip İpek'le birlikte ödevlerini yaptılar. Sonra burda düzenlenen bir tenis turnuvasının finalini izlemeye gittik hep birlikte. Ateş de yakında turnuvaya katılacağı için maç ortamını ve kuralları görmesi açısından iyi oldu. Gerçi Türk tenisçi yenildi, ama olsun, biz de iyi oynayan rakibi alkışladık. Akşam ise klasik pazar akşamı gereklerini yerine getirerek gevşek gevşek yattık.
