Çarşamba, Eylül 02, 2015

3

Bir sonraki gün, gölün Fransa tarafındaki Yvoire isimli, çiçekleriyle ünlü köye gittik. Önce arabalarla Nyon'a gittik. Ordan vapurla Yvoire'ye geçtik. Aslında gölün her iki tarafında küçücük köylere bile uğrayan ve yolcu taşıyan bir sürü vapur var. Ama saat itibariyle Nyon'a gitmek bizim için daha uygundu. Ordan kalkan vapur saati uyuyordu. Kısa bir yolculuktan sonra Yvoire'e ulaştık. Gerçekten inanılmaz güzellikte bir köydü. İlk başta 5 duyu bahçesini gezdik. Bahçenin içinde farklı labirent yolları vardı. Gerçekten de her duyuya hitabeden bitkiler yerleştirilmişti. Çocuklar için de aktiviteler planlanmıştı. Örneğin, dokunma duyusuna hitabeden bahçede sert ve yumuşak yapraklı bazı bitkileri bulmaları istendi. Koklama, görme vb. bahçeler çok çok güzeldi. Öğrenciyken gördüğümüz bazı ilaçların elde edildiği bitkileri de ilk kez görmüş olduk. Ordan çıkınca köyü gezmeye başladık. Bütün evlerin bahçeleri, pencereleri, görülebilecek her yer çiçeklerle doluydu. Yokuşlu sokaklarda dolaştık ve heryere bayıldık. Fotoğraf çekmekten yürüyemedik nerdeyse. Önceden bloglarda okuduğumuz bir krepçide öğle yemeğimizi yedik. Önce peynirli mantarlı krep, üstüne tabi ki nutellalı krep yedik. Sonra vapura binip geri döndük.

Diğer gün yine çok özel bir yere gittik. Gravyer peynirinin adını aldığı kasaba olan Gruyeres kasabasına gittik. Sanırım Heidi'nin yaşadığı köy böyle bir yerdi. Yemyeşil bir yerdi. Öncelikle La Maison Gruyere ismindeki peynir fabrikasına gittik. Orda peynirin nasıl yapıldığı gösteriliyor. Kısa bir turdu, gezip çıktık, ama tadım için bize verdikleri peynirin güzelliği nedeniyle ordan bol bol peynir aldık. Hatta bu sabah o peynirlerle kahvaltı yaptım. Ordan çıkıp Gruyere kasabası gezdik. Yüksekte kale içi gibi bir bölgeydi. Araba tabi ki girmiyordu. Çok güzel bir meydanı vardı. Manzara süperdi. En tepedeki Gruyere şatosuna giderken yol üzerinde HR Giger Müzesi, ya da diğer adıyla Alien-Yaratık Müzesi vardı. Tek kelimeyle garip bir müzeydi. Alien filminin sanırım görüntü yönetmeni olan Giger'in eserleri vardı içerde, ilginçti. Ordan çıkıp şatoya doğru tırmandık. Manzara nefisti. Şatonun içini gezmedik. Geri döndük. Arabaya ulaştık. Sırada çikolata fabrikası vardı. Bu nedenle 3 dakika mesafedeki Broc'a gittik. Orda sonradan Nestle'nin aldığı Cailler fabrikası vardı. Bileti aldıktan sonra içeri girebilmek için bile sıra bekledik. Bu arada volanter bir kızlar polifonik korosunun küçük konserini izledik. İçerde bölge bölge gezdirip nasıl çikolata yapıldığını anlattılar. Sonra en güzel aşamaya geldik. Çikolata tadımı yaptırdılar. Üstelik yiyebildiğimiz kadar çikolata yedik. Artık fenalık geçirecek aşamaya geldik. Çıkışta çikolata alışverişi yapıp mutlu mesut evimize döndük.
Lilypie Kids Birthday tickers