Çarşamba, Şubat 14, 2007

Tatil haftasında....

Neler neler yaptık. İlk haftasonu Kaan hasta olduğu için evden pek çıkamadık. Zaten hava da kötüydü. Sonra salı günü hava düzeldi, arkadaşlarla birlikte bir yere kahvaltıya gittik. Ateş arabalarını götürdü gittiğimiz yere. Zaten bu sıralarda heryere ama heryere (uyumaya, banyoya, yemek yemeye, dışarıya çıkarken) elinde oyuncaklarıyla gidiyor. Araba, boya kalemi, otobüs vs. Ama mutlaka en az 3 tane alıyor, tabi hepsi ellerine sığmıyor, düşüyor. Düşünce de bizimkinde biraz sinir yapıyor. Neyse, çarşamba biraz alışverişe çıktık, Ateş Bey'i gezdirdik. Perşembe ikizler bize geldi. Cuma günü açıkhavada bir yere yemeğe gittik. Ateş toprakla, taşlarla, kedilerle oynadı. Kendi yemeğinden kalanı kedilere yedirdi. Cumartesi Zeynepler'e gittik. Ateş bol bol Zeynep'in oyuncaklarıyla oynadı. Öğleden sonra Kaan geldi. Pazar günü ise çok komikti. Kar oynamak için biraz şehrin yukarı taraflarına çıktık, ama gittiğimiz yerlerde kar bulacağımıza günlük güneşlik bir havayla karşılaştık. Sonuç olarak o günümüz, Kent Ormanı'nda yaptığımız yaklaşık 3 km'lik yürüyüşle sonuçlandı. İlk kilometrelerde Ateş kucakta kurabiye yiyerek gezdi, sonra elini bile tutturmadan kendi kendine yürümeye çalıştı. Sonra kaçınılmaz son, pazartesi geldi ve iş başladı (böyle yazdığıma bakmayın, işime severek geliyorum, sadece oğlumla birbirimize çok alışmıştık, zor oldu).
Fotoğrafta oğlumu mantar kafasıyla çalışma masasında çalışırken görüyorsunuz. Yaklaşık 1 hafta önce babası saçlarını kesti Ateş'in. Şimdi yine kısacık saçlı ve çok çok sevimli oldu.

Cuma, Şubat 02, 2007

Karıştırıcı

Nasıl, iyi karıştırıyor değil mi? Valla oğlum inanılmaz bir karıştırıcı, her yeri ve her şeyi karıştırıyor. Hastalıktan beri bana düşkünlüğü çok arttı. Artık evde yanımdan kucağımdan ayrılmıyor. Sabah kalkınca elimden tutuyor, hemen acilen oyun oynamaya gidiyoruz. Babasına hiç pas vermiyor. Bazen zor olsa da ben durumdan çok çok memnunum. Yalnız yine hastalığından beri bir de sinirlilik hali ortaya çıktı. Bazen tam olarak nedenini anlayamadığımız şeyler oğlumda büyük bir sinir yaratıyor. Neyse umarım bu durum geçicidir, yoksa terrible 2 olayı mı başlıyor?

Cuma, Ocak 26, 2007

Bazı Oyuncaklarımız...

Alttaki postta banyoya birlikte gittiğimiz üç sünger bobtan bahsetmiştim. İşte onlar bunlar (üstte). Bir de büyük sünger bob ve patrick var (altta). Bunlar da Ateş'le beraber bütün yemeklerin tadına bakıyorlar. Onlar açken oğlumun boğazından yemek geçmiyor.
Aşağıda solda gördüğünüz oyuncak da favorilerimizden. Şekilleri bu oyuncakla öğrendi Ateş, hatta renkleri öğrenmek için de yardımcı oldu. Sırada iki havhav ve bir fil var. Bunlara da ara ara sarılıp öpüyor. Filin hortumunu kendi bardağına sokup su içiriyor.
Babası Ateş'e minik arabalarının fotoğraflarından oluşan bir albüm yaptı. Çok güzel bir oyuncak oldu bu albüm. Tek tek fotoğraflara bakıyor, fotoğrafta hangi araba varsa onu araba kutusundan bulup çıkarıyor, düu diye bize gösteriyor.

Son zamanlarda oyun hamurları da çok ilgimizi çekiyor. Ama şekil yapmaktan çok hamurları sıkmaktan hoşlanıyor.
Nihayet dün hiç kusmadı Ateş. Toplam 3 kez de kaka yaptı (daha önce 5-6 kez yapıyordu). Ama iştahta pek bir gelişme yok.
Sirk Notu: Daha önce bir türlü yazamadım. 2 hafta önce önce sirke gittik. Ateş'i bütün gösteri boyunca içerde tutmak zor oldu ama özellikle timsah ve yılanda eğlendi. Timsah çıkınca yanında oturan babaannesini "hıavvvv" diyerek korkuttu, hepimizi çok güldürdü.

Salı, Ocak 23, 2007

Hastalık, Aydede ve Yeni Kelimeler

Cumadan beri hasta Ateş. Öncelikle ishal, sonra kusma ve ateş şikayetlerimiz var. Gerçi ateşi pazar gününden beri çıkmıyor ama ishal devam ediyor. Tabi iştah sıfır. Hiçbir şey yemiyor, sadece süt içiyor ama onu da çoğunlukla kusuyor. En azından artık ateşi çıkmadığı için ishal aralarında rahatız. Kaka yapar yapmaz doğruca banyoya gidip popoyu yıkıyoruz. Ama oyun arasında banyoya gitmek zor olduğu için epey zaman önce Burger King'den aldığımız üç tane sünger bobu da beraberimizde yıkanmaya götürüyoruz. Ben Ateş'in poposunu yıkıyorum, o da sünger boblarını. İki kez gece de kaka yaptı, mecburen çocuğu uyandırıp yıkadım, sonra da en az 2 saat süresince uyutamadım. Neyse, umarım artık bugün son gündür ve geçer.
Yeni kelimelere gelince: pazar günü ona abisinin adını öğretmeye çalıştık. "Hadi Kaan de" diyince bir süre bekleyip konsantre oluyor, sonra "gannn" diyor. Kaan çok sevindi. İlk kez birinin ismini söylüyor çünkü. Bunun dışında toplarına vurup "gaffff" (gol) diyor. Bazen "bittiiii", ya da "dikkaaa" (ne demekse) diyor.
Bu sıralarda aydedeye hayranız. Nerde görse hemen "düu" diyor. Hemen dışarıyı gösteriyor (ben de "evet gökyüzünde aydede var" diyorum), sonra da beni gösteriyor (ben de "annesi Ateş'e gösteriyor" diyorum). Böyle bir ritüelimiz var.

Cuma, Ocak 19, 2007

Gece Gezmeleri

Dün gece babaannemize gittik. Ateş babaannesinin evini çok seviyor. Orda abisinin küçüklüğünden kalma bir sepet oyuncak var. Gider gitmez sepeti çekerek kanepenin üstüne çıkarıyor. Arabalar, kuklalar (bu sıralarda kuklalarla arası çok iyi, ben elime kukla alıyorum, o da bütün oyuncaklarını kuklaya hediye ediyor), matruşka bebekleri var. Bu matruşka bebekleri Ateş'i o kadar güzel oyalıyor ki, babaannemizin güzel yemeklerini bile bu sırada rahatlıkla yiyoruz ve yediriyoruz. Fotoğrafta babaannemizin evindeki yılbaşı ağacı görülüyor (yılbaşı zamanından kalma fotoğraf).
Bu akşam da Didemler'e gidip bebek seveceğiz. Normalde hafta içi Ateş hep evde oluyor, tabi sıkılıyor (ya da ben öyle zannediyorum). O yüzden sevdiği yerlere götürmeye çalışıyorum, haftasonları zaten mutlaka park, yürüyüş gibi aktivitelerde bulunmaya çalışıyoruz.
Artık beni ve babasını sadece anne, baba olarak değil, isimlerimizle de biliyor. Geçen akşam babası ona tanıdığı insanları ne kadar sevdiğini sordu. Tek tek herkes için ellerini iki yana açıp ne kadar çok sevdiğini anlattı bize. Bu sabah da bir anda ellerini iki yana kocaman açtı. "Ateş kimi çok seviyosun?" diye sordum. Eliyle beni gösterdi. Yaşasın, oğlum da beni çok seviyormuş. Daha bitmedi, 2-3 akşam önce durup dururken beni ve babasını yanaklarımızdan öptü.

Çarşamba, Ocak 10, 2007

Yeni araba

Oğlumun araba sürme merakı bakın nelerle sonuçlanıyor: Son arabası bulaşık makinasının sepeti. Üstelik gördüğünüz gibi içindekilerle birlikte sürecekmiş. Bu sepeti mutfaktan salona kadar kendisi getirdi, sürdü sürdü eğlendi. (İçindeki sivri şeylere dikkat ediyorum merak etmeyin)
Son günlerde düşme ve yaralanma olayları arttığı için, yaraları da ilgi konusu oluyor. "Ateş'in neresi yaralanmış" diye sorunca hemen bacağını açıp artık iyileşmek üzere olan bir çiziği gösterip öptürüyor. Sonra da elinde aynı şekilde geçmek üzere olan bir yarası var, onu öptürüyor. Ancak ondan sonra içi rahat ediyor. Ama pantolonunun ya da bluzunun kolları kıvrılmışsa nefret ediyor, hemen düzelttiriyor. Ayrıca gündüz melek, gece canavar olayımız hala devam ediyor. Geceleri kötü rüya mı görüyor hiç bilmiyorum. Ama uyandığı an pıtır pıtır oyuncaklarına koşan o kadar tatlı bir yaratık oluyor ki anlatamam. Gerçekten anlatamam.

Cuma, Ocak 05, 2007

Aşı

Oğlum dün akşam oral polio, karma aşı ve menenjit aşısı oldu. Daha önceki dozlarda beşi bir arada aşı yaptırıyorduk. Bütün aşıları babası yapıyordu ve evde oynarken aşı olduğu için çok az hissediyordu. Ama bu sefer polionun oral verilmesi gerektiği için sağlık ocağına gittik. Oral polionun ardından bir bacaktan karma, diğer bacaktan hemofilus influensa yapıldı. Çoook ağladı. Sağlık ocağına giderken ona neler olacağını anlattım. Kesin anladı ve sağlık ocağına girmek istemedi. Girince dışarı çıkmak için ağladı. Sonra aşıları oldu, yine ağladı. Zaten ellerinden bacaklarından tutup zorla iğne yaparsan kimin hoşuna gider ki? Neyse eve döndük, bu arada Ateş'in yeni karşılaştırmalı kitapları, yapbozları ve çekiçli oyuncağı gelmişti. Onlarla oynayarak derdini unuttu. Altta oğlumun pencere kenarındaki araba dizisini görüyorsunuz. Hepsini arka arkaya dizip ilerletmeye bayılıyor.Yılbaşı ve bayram tatilimiz evde sakin ve çok güzel geçti. Ateş'in sandığımızdan çok daha fazla şey bildiğini gördük. Cengiz ona göz, kulak, kaş vs. sorduktan sonra (ki bunlar artık sıradan şeyler), klima, yastık, yorgan, defter, yüzgeç, kuyruk, boynuz (arada boyunla karıştırıyor) ve römork gibi onun için zor olacağını düşündüğümüz şeyleri sordu. Evet evet, hepsini biliyor, çok mutluyum. Çok çok keyifli bi durum. Yaklaşık 1,5 senede geldiğimiz konuma inanamıyorum. Bir not daha eklemem lazım. Didem'le Nejat'ın ikiz kızlarına sanki yoklarmış gibi davranıyor ve hiç ilgilenmiyor.
Lilypie Kids Birthday tickers