Cuma, Eylül 14, 2012
Okul başladı
Pazartesi günü okul başladı bizim için. Ateş öğretmeninden ve sınıfından çok memnun. Yalnız kankası Kerem'den ayrı sınıfta olmak üzdü onu. Yine de bütün teneffüslerde birlikte oynuyorlarmış. Ufak ufak ödevler başladı. Öğretmeninin dünkü toplantıda söylediğine göre, bütün defterler ve kitaplar okulda kalacak, ödevin olduğu defter ve kitabı çocuk dolabından alıp eve getirecek. Hadi bakalım, göreceğiz. Öğretmen bu sorumluluğu onlara yükleyerek bu işin altından kalkmalarını sağlamaya çalışıyor. Başlarda unutsalar bile, sonra unutmanın etkisiyle mutlaka hatırlayacaklarını söylüyor. Şimdilik herşey güzel gidiyor. Çok iyi bir eğitim yılı olması dileğiyle...
Perşembe, Eylül 06, 2012
Öğretmen
Bugün Ateş'in 2. sınıf öğretmeni belli oldu. Geçen seneden tanıdığı Ayşe Öğretmen, Ateş'in öğretmeni oldu, çok sevindik. Ayşe Öğretmen, hem geçen sene Ateş'in fotoğrafçılık kulübü öğretmeniydi, hem de Kaan'ın 2. sınıftaki öğretmeniydi. O da Ateş'i tanıyordu, zaten okula gittiğimizde, "inşallah Ateş benim sınıfıma düşer" demişti. Zaten yaz başından beri Ateş de onun sınıfında olmak istiyordu. Çok iyi oldu. Okula girerken bizi 1. sınıf öğretmenimiz Çiğdem Hanım karşıladı, Ateş'e sarıldı, Ateş ona sarıldı, özlem giderdiler. Arada tenefüslerde buluşmak için sözleştiler. Yalnız Ateş, kankası Kerem'den ayrı sınıfa düştü bu sene. Tenefüslerde ve öğle arasında görüşür, oynarsınız diyerek teselli ettik. Bazı arkadaşları da okuldan ayrılmış, onlara da üzüldü, ara ara onlarla da biraraya getirme sözü verdik.
Pazartesi okul başlıyor, herkes için çok hayırlı ve iyi bir okul yılı olsun. Bu akşam defter kitap kaplamaca var.
Not: Dünkü korku meselesini psikiatrist arkadaşıma danıştım. Bu yaşlarda çok normal olduğunu ve aynen bizim yaptığımız gibi çocuğu rahatlatıcı cevaplar vermek gerektiğini söyledi. İçim daha da rahatladı.
Pazartesi okul başlıyor, herkes için çok hayırlı ve iyi bir okul yılı olsun. Bu akşam defter kitap kaplamaca var.
Not: Dünkü korku meselesini psikiatrist arkadaşıma danıştım. Bu yaşlarda çok normal olduğunu ve aynen bizim yaptığımız gibi çocuğu rahatlatıcı cevaplar vermek gerektiğini söyledi. İçim daha da rahatladı.
Çarşamba, Eylül 05, 2012
Dolunay ve Korkular
Cuma gecesi dolunay vardı. Yoga eğitmeni olan Semin'in organizasyonuyla kumsalda ateş yakıldı, katılmak isteyenler, korkularını, endişelerini, kurtulmak istedikleri kötü düşünceleri bir kağıda yazıp ateşe attılar ve yaktılar. Bu Ateş açısından ilginç bir deneyim oldu. Korktuğun şeyleri yaz, deyince bir kağıda "ölüm" yazdı ve ateşe attı. Sonra etraftakilerden görerek başka bir kağıda "hırsızlar, yakınlarımı kaybetmek" de yazdı, ve o kağıdı da yaktı. Kağıtlar yandıkça korkuların da yokolduğunu düşündü ve sevindi. Bu işi çok sevdiğini söyledi, hatta tekrarlamamızı istedi.
Bu sıralarda Ateş'te anne ve baba ölümü korkusu oldukça belirgin. Sık sık bu konuyu açıyor. Biz özellikle onu rahatlatacak şeyler söylediğimiz halde ara ara üzüntüden gözleri doluyor. Eğer ölürsek çok üzüleceğini, mezarımıza gelip günlerce ağlayacağını söylüyor. Bu sabah aynı konuşmalar tekrarlandı aramızda. Ben torunumun torununu görmeden ölmeyi hiç düşünmediğimi söyledim ona. Ama annesini ya da babasını kaybeden her çocuğun çok üzüleceğini ve onun da üzülmesinin normal olacağını, ama henüz böyle bir durum yokken bu kadar üzülmeye gerek olmadığını bir kez daha anlattım. Ateş'in üzülmesine ve gözyaşı dökmesine tabi ki dayanamıyorum. Arkadaşlarımla konuştuğumda, çoğu çocuğun bu korkuları hemen hemen aynı şekilde yaşadığını duyup teselli buldum.
Yaklaşık 3 gündür dudaklarımda çıkan herpes enfeksiyonu nedeniyle Ateş'i öpemiyorum. Çok gıcık bir durum. Bir an önce geçmesini bekliyorum.
Bu sıralarda Ateş'te anne ve baba ölümü korkusu oldukça belirgin. Sık sık bu konuyu açıyor. Biz özellikle onu rahatlatacak şeyler söylediğimiz halde ara ara üzüntüden gözleri doluyor. Eğer ölürsek çok üzüleceğini, mezarımıza gelip günlerce ağlayacağını söylüyor. Bu sabah aynı konuşmalar tekrarlandı aramızda. Ben torunumun torununu görmeden ölmeyi hiç düşünmediğimi söyledim ona. Ama annesini ya da babasını kaybeden her çocuğun çok üzüleceğini ve onun da üzülmesinin normal olacağını, ama henüz böyle bir durum yokken bu kadar üzülmeye gerek olmadığını bir kez daha anlattım. Ateş'in üzülmesine ve gözyaşı dökmesine tabi ki dayanamıyorum. Arkadaşlarımla konuştuğumda, çoğu çocuğun bu korkuları hemen hemen aynı şekilde yaşadığını duyup teselli buldum.
Yaklaşık 3 gündür dudaklarımda çıkan herpes enfeksiyonu nedeniyle Ateş'i öpemiyorum. Çok gıcık bir durum. Bir an önce geçmesini bekliyorum.
Salı, Eylül 04, 2012
Neler oldu neler...
- Geçen hafta 4 günlük son uzun tatilimizi yaptık. Bu sefer hem Ateş'in İstanbul'daki kuzenleri, hem de Ömür ve ailesi bizimle birlikteydi. Baba tarafından 5 kuzen biraradaydı yine, çoook güzel bir ortam oluştu aralarında. Yaş farkları olmasına rağmen beşinin birarada oynadığı oyunlar oldu, çok eğlendiler. Bu manzara benim çok çok hoşuma gitti. Artık anne tarafından da kuzen bekliyoruz :))
- Ömür inanılmaz uyumlu bir çocuk. Ateş'ten iki yaş büyük. Acaip güzel oyunlar oynadılar birlikte. Deniz oyunlarından yastık savaşlarına kadar birçok oyun buldular, çok eğlendiler. Bisiklete ve scootera bindiler. Kaan gelince bu sefer üçü oyunlar oynadılar.
- Ateş bisiklet işini inanılmaz ilerletti. Çok hızlı, bazen beni korkutacak kadar hızlı sürüyor. Hatta ayakta sürmeye başladı. Bu nasıl bir öğrenme hızıdır, anlayamadım. Orda olmadığı zaman bisiklete binmeyi özlüyor.
- Bu kadar çok bisiklete binince, crocs terlikleri ayağını acıtmaya başladı. Yanımızda crocstan başka birşey de yoktu. Büyük bir tesadüf sonucu, orda otelde tam Ateş'in ayağına göre parmak arası terlik bulduk ve aldık. Ateş o günden beri, aralıksız bu terliklerini giyiyor ve çok memnun.
- Pazar günü en minik kuzen Alp'in doğumgünüydü. Beş kuzenin katılacağı oyunlar planladı Alp'in annesi. Alp öğle uykusunu uyurken diğer çocuklar ortamı hazırladılar. Kamyonlara taş doldurma yarışması, kamyon sürme yarışması, ipin altından geçme yarışması, yüzme yarışması, halat çekme yarışması, hızlı meyve yeme yarışması gibi bir dolu eğlenceli oyunlar oynadılar hep birlikte. Çok çok eğlendiler. Ateş "doğumgünlerinde hep eğleniyormuş gibi yapardım, bugün gerçekten eğlendim" dedi. Hediyeler ve pasta ile biten çok güzel bir doğumgünü oldu.
- Gelecek hafta okul açılıyor. Hemen hemen bütün hazırlıklarımız tamam. Dün akşam kırtasiye alışverişlerimizi de tamamladık. Perşembe günü öğretmenimiz de belli olacak.
Pazartesi, Ağustos 27, 2012
Yaz tatili devam ediyor...
Uzuuuun süredir yazamadım, ama bu arada çok şeyler oldu.
- Yüzme dersi büyük bir başarıyla bitti. Artık tam bir su kuşu oldu Ateş. Dalıyor, atlıyor, 4 kulaç 1 nefes yüzüyor, sırtüstü yüzüyor, nefes almadan dalarak havuzu enlemesine geçiyor. Denizde bunların hepsini uygulayamıyor tabi ki. Deniz havuz kadar düz değil, bazen biraz zor olabiliyor. Ama genel olarak harika. Benim beklediğimden de iyi bir performans gösterdi. Seneye yaz tatiline bir 10 ders daha planlıyoruz.
- Haftasonları ve bayram tatillerinde hep denizdeyiz. Ateş'in İstanbul'daki kuzenleri yine geldiler. Geçtiğimiz hafta sonu tam 5 kuzen buluştular. Çoook güzel oynadılar, birlikte yüzdüler. Ateş bu haftasonu ilk kez, tek başına kanoya bindi ve güzel güzel kullandı. Abisi öğretti. Denize girmedikleri aralarda da hep birlikte çok güzel oynadılar. Önümüzdeki 2 haftayı da birlikte oynayarak geçirecekler.
- Cuma günü Ergül ablamlar ile buluştuk. Ateş'le birlikte gittik onlara. Biz keyifle sohbet ederken Ateş de film izledi, ara ara bize katıldı.
- Ateş artık iki tekerlekli bisikleti büyük bir başarıyla kullanıyor. Geçen yazın sonunda başlamıştı, ama bu kadar rahat değildi, babası hep destek oluyordu. Eskisi küçük geldiği için yeni bisiklet aldı babası Ateş'e ve abisine. Ateş, iki bisikletini de süper kullanıyor, bu sıcakta güneşin altında deli gibi bisiklete biniyor. Eski bisikletin boyu kısa olduğu için daha rahat, ama büyük bisikletini de çok iyi kullanıyor. Yalnız yeni bisikletle ayakları yere tam değmediği için, bisikleti durdururken bazen problem yaşıyor. Bu hafta sonu birkaç kez düştü. Bacakları çizik ve yara içinde. Ne yapalım, o kadar olacak. Bisiklete binmeyi çok sevdi. Her an bisikletiyle gezmek istiyor. Sürekli babasıyla ve kendi başına tur atıyor.
- Yaz tatilinin bitmesine 2 hafta kaldı. Bu yaz tatilini çok güzel geçirdik. Hiçbir şeyden sıkılacak vakti olmadı. Balıklama atlamadan kano binmeye kadar ilk kez bu yaz başardığı çok şey oldu. Kuzenleriyle ve abisiyle çok iyi vakit geçirdi. Sabahları 8 gibi, en geç 8.30 gibi uyandı. Yakında yine erken uyanmaya başlayacak. Okulunu ve arkadaşlarını çok seviyor, o yüzden yaz tatili bitiyor diye hayıflanmıyor. Geçen hafta okuluna gidip biraz kıyafet alışverişi yaptık İpeklerle. Servis ve yemek paralarını ödeyip, almamız gereken kırtasiye malzemelerinin de listesini aldık. Okula hazırlanıyoruz.
- Ödevlerden sadece İngilizce kaldı. Bu sıralarda biraz ara verdiler, ama babasıyla birlikte büyük bir azimle kalanları da bitirecekler.
Perşembe, Ağustos 09, 2012
Doğumgünü Kutlaması ve Göz Muayenesi
Bugün benim 42. doğumgünüm. Ateş kaç gündür gün sayarak bekliyordu. Bugünün kendisi için ne kadar önemli bir gün olduğunu söyleyip duruyordu. Dün gece saat 12.00'yi geçince kutlamaya başladı. Babasıyla birlikte aldığı hediyesini verdi. Sarıldık, öpüştük, sonra yine sarıldık, öpüştük, sonra yine... Birbirimize sevgimizi ifade ettik bol bol. Sonra da büyük yatakta sarılarak uyuduk. Sabah gözünü açar açmaz yeniden doğum günümü kutladı. Sonra kahvaltıda ne yiyeceğimi sordu. Peynir, domates ve ekmek dedim. Mutfağa gitti, benim gelmememi söyledi. Bir süre sonra bana fotoğraftaki kahvaltıyı hazırladığını söyleyerek mutfağa çağırdı. Yine çok sevindim, çooook mutlu oldum, yine bol bol sarıldık. Sonra mutlu mutlu kahvaltımızı yaptık. Akşam pastayı da o hazırlayacakmış. Hep böyle olsun, hep böyle devam etsin.
Göz muayenesinde bir gözü biraz gerileyerek 2.75'e inmiş, öbür gözü yine 3.75. Gözlük değişmemiş. Şubatta damlalı muayene varmış.
Göz muayenesinde bir gözü biraz gerileyerek 2.75'e inmiş, öbür gözü yine 3.75. Gözlük değişmemiş. Şubatta damlalı muayene varmış.
Çarşamba, Ağustos 08, 2012
Tatil ve Yüzme Kursu
Geçtiğimiz hafta hep denizdeydik. Çok iyiydi, Ateş'le boooool bol yüzdük. keyif yaptık. Yüzme ve atlama işlerini acaip ilerletti. Benim daha bu yaz başında hayal bile edemeyeceğim kadar su kuşu oldu. Geçen sene de iskeleden falan atlıyordu. Ama bu sene inanılmaz rahat, hemen her şekilde atlıyor. İkimiz dubaya yüzüyoruz O atlasın diye. Sayısız kereler atlıyor, biraz da birlikte atlıyoruz, ancak ondan sonra dönüyoruz kıyıya.
Haftaiçi 3-4 gün İpekler de geldiler. Hepimiz için çok iyi oldu. Çocuklar denizde ya da kumda oynarken biz de oturup sohbet ettik, hep birlikte denize girdik, iyi vakit geçirdik. Ateş yine "siz sadece oturup sohbet ediyorsunuz, hiç eğlenmiyorsunuz" dediyse de ona büyüklerin bu şekilde keyif aldığını anlattım tekrar. Haftasonu İpekler döndü, bu arada abi geldi. Ateş abisini de çok özlemiş, birlikte çok iyi vakit geçirdiler. Bol bol balığa gittiler babalarıyla. Gerçi zaten hergün gittiler balığa, ama abiyle birlikte daha çok ve bu sefer kendileri balık tuttular. Akşama da tuttkları balıkları yediler. Onlar balıktayken ben de ayaklarımı uzatıp kitabımı okudum. Yani herkes için keyifli bir tatil oldu. Pazar günü eve döndük. Döner dönmez arkadaşlarımızla buluşup açık havada bir yerde yemek yedik.
Pazartesiden itibaren Ateş ve İpek, İpekler'in havuzunda yüzme dersi almaya başladılar. Cengiz havuza, kirlidir düşüncesiyle hep karşıydı. Ama stilli yüzme öğrenmesinin de başka yolu yok. Denizde yüzmeyi bu kadar iyi öğrenmişken üzerine stil öğrenmesinin tam zamanı. İpek'in annesi ayarladı sağolsun. Şimdi hergün ben Ateş'i onlara götürüyorum, 1 saat yüzme dersi alıyorlar, sonra eve geliyoruz. Öğretmen Ebru Hanım oldukça disiplinli, bizim çocuklar için iyi gibi görünüyor. Sözünü çok rahat dinletiyor. Ayrıca da çocuklar dersten çok memnun, çok eğleniyorlar. Dün, daha 2. derste bizimki balıklama atlamaya başlamış. Üstelik öğretmeni de doğru atladığını söylemiş, pek mutluydu. Bu arada ben balıklama atlayamıyorum. Ayrıca kulaç atarak nefes almayı da öğrenmeye başlamış. İki derstir yanlarında bekleyemiyorum, ama bugünden itibaren kitabımı alıp havuzun kenarında onları bekleyeceğim.
Babasıyla ödevlere devam ediyorlar. Yaz başından beri ilk kez verilen ödev haftasının önüne geçtiler dün akşam. Bir haftanın ödevi ancak birkaç günde biterken, Ateş son zamanlarda daha iyi odaklanmaya ve daha hızlı yapmaya başladı. Babası çok ciddi, ödevi geçiştirmesine, ya da kısa kısa yazmasına izin vermiyor, ama ödevleri eğlenceli hale de getiriyor. Dün akşam hem 9., hem de 10. haftanın ödev dosyasını bitirdiler. Geriye 2 haftalık dosya, 1 okunacak kitap, çok az sayıda test ve internetten interaktif şekilde yapılan İngilizce ödevi kaldı. Sanırım onları da çabucak bitirirler. Diğer sınıfların bu kadar yaz ödevi yok.
Ödevden sonra, Ateş'le olimpiyatları izlemeye başladık. Kadın basketbol milli takımımızın Rusya ile olan maçını izledik birlikte heyecanla. Bizimkiler çok iyiydi, çok basit hatalarla son saniyelerde maçı verdiler. Arada, bir de 100 m engelli finalinde Nevin Yanıt'ı izledik. İlk üçe girememesine üzüldük, beşinci olmasına sevindik. Bu arada Ateş'e olimpiyatların ne olduğunu, spor karşılaşmalarını, basket maçının kurallarını vb. anlattık. Maç geç bitti, yorgunluktan bayılıp uyuduk.
Bu arada Ateş'in göz muayenesi zamanı geldi. Yarın babası Ateş'i ve abisini Ayça Teyze'ye götürecek. Kalabalık oluşturmamak için ben gitmeyeceğim. Muayeneden sonra da birlikte yemek yiyeceklermiş.
Sonuç olarak, Ateş'in yaz tatili güzel geçiyor. Hala sıkılacak vakti olmadı. Ama okul başlayacak şeklinde bir fobisi de yok. Okulunu ve arkadaşlarını da çok seviyor.
Haftaiçi 3-4 gün İpekler de geldiler. Hepimiz için çok iyi oldu. Çocuklar denizde ya da kumda oynarken biz de oturup sohbet ettik, hep birlikte denize girdik, iyi vakit geçirdik. Ateş yine "siz sadece oturup sohbet ediyorsunuz, hiç eğlenmiyorsunuz" dediyse de ona büyüklerin bu şekilde keyif aldığını anlattım tekrar. Haftasonu İpekler döndü, bu arada abi geldi. Ateş abisini de çok özlemiş, birlikte çok iyi vakit geçirdiler. Bol bol balığa gittiler babalarıyla. Gerçi zaten hergün gittiler balığa, ama abiyle birlikte daha çok ve bu sefer kendileri balık tuttular. Akşama da tuttkları balıkları yediler. Onlar balıktayken ben de ayaklarımı uzatıp kitabımı okudum. Yani herkes için keyifli bir tatil oldu. Pazar günü eve döndük. Döner dönmez arkadaşlarımızla buluşup açık havada bir yerde yemek yedik.
Pazartesiden itibaren Ateş ve İpek, İpekler'in havuzunda yüzme dersi almaya başladılar. Cengiz havuza, kirlidir düşüncesiyle hep karşıydı. Ama stilli yüzme öğrenmesinin de başka yolu yok. Denizde yüzmeyi bu kadar iyi öğrenmişken üzerine stil öğrenmesinin tam zamanı. İpek'in annesi ayarladı sağolsun. Şimdi hergün ben Ateş'i onlara götürüyorum, 1 saat yüzme dersi alıyorlar, sonra eve geliyoruz. Öğretmen Ebru Hanım oldukça disiplinli, bizim çocuklar için iyi gibi görünüyor. Sözünü çok rahat dinletiyor. Ayrıca da çocuklar dersten çok memnun, çok eğleniyorlar. Dün, daha 2. derste bizimki balıklama atlamaya başlamış. Üstelik öğretmeni de doğru atladığını söylemiş, pek mutluydu. Bu arada ben balıklama atlayamıyorum. Ayrıca kulaç atarak nefes almayı da öğrenmeye başlamış. İki derstir yanlarında bekleyemiyorum, ama bugünden itibaren kitabımı alıp havuzun kenarında onları bekleyeceğim.
Babasıyla ödevlere devam ediyorlar. Yaz başından beri ilk kez verilen ödev haftasının önüne geçtiler dün akşam. Bir haftanın ödevi ancak birkaç günde biterken, Ateş son zamanlarda daha iyi odaklanmaya ve daha hızlı yapmaya başladı. Babası çok ciddi, ödevi geçiştirmesine, ya da kısa kısa yazmasına izin vermiyor, ama ödevleri eğlenceli hale de getiriyor. Dün akşam hem 9., hem de 10. haftanın ödev dosyasını bitirdiler. Geriye 2 haftalık dosya, 1 okunacak kitap, çok az sayıda test ve internetten interaktif şekilde yapılan İngilizce ödevi kaldı. Sanırım onları da çabucak bitirirler. Diğer sınıfların bu kadar yaz ödevi yok.
Ödevden sonra, Ateş'le olimpiyatları izlemeye başladık. Kadın basketbol milli takımımızın Rusya ile olan maçını izledik birlikte heyecanla. Bizimkiler çok iyiydi, çok basit hatalarla son saniyelerde maçı verdiler. Arada, bir de 100 m engelli finalinde Nevin Yanıt'ı izledik. İlk üçe girememesine üzüldük, beşinci olmasına sevindik. Bu arada Ateş'e olimpiyatların ne olduğunu, spor karşılaşmalarını, basket maçının kurallarını vb. anlattık. Maç geç bitti, yorgunluktan bayılıp uyuduk.
Bu arada Ateş'in göz muayenesi zamanı geldi. Yarın babası Ateş'i ve abisini Ayça Teyze'ye götürecek. Kalabalık oluşturmamak için ben gitmeyeceğim. Muayeneden sonra da birlikte yemek yiyeceklermiş.
Sonuç olarak, Ateş'in yaz tatili güzel geçiyor. Hala sıkılacak vakti olmadı. Ama okul başlayacak şeklinde bir fobisi de yok. Okulunu ve arkadaşlarını da çok seviyor.


