Tekne gezisinden döndüğümüzden beri Ateş yine haftaiçi evde, haftasonu denizde. Pek yalnız kalmadı, bir gün Orkunlar'a gitti, birkaç gün yine Ardalar'a gitti, ya da Arda bize geldi. Dün Arda ve Toprak Efe bizdeydi örneğin, bugün Ateş Ardalar'da. Pek memnunlar hallerinden. Bütün gün ve gece problem çıkmadan oyun oynuyorlar.
Geçtiğimiz haftasonu biraz uzamış bir haftasonuydu. Ben A....'ya kuzenimin düğününe gittim, birçok sevdiğim akrabamı birarada gördüm. Ateş de babasıyla birlikte denize gitti. Hem kuzenleri Lal ve Alp gelmişti, hem de Ankara'da onu gezdirebileceğim bir ortam yoktu. İki sene önce diğer bir kuzenimin düğününe birlikte gitmiştik, Ateş'i hem Sarp'la buluşturmuş, hem de A....'da birçok yeri gezdirmiştim. Ancak o zaman bile sıcak bizi perişan etmişti. Bu sene kendisinin de onayıyla ben tek başıma gittim.
Pazartesi okul başlıyor. Dün okuluna giderek bütün hazırlıkları tamamladım. Bu sabah Arda'yla muhtemel sınıf arkadaşlarını konuşuyorlardı. Bakalım nasıl bir sınıfı ve öğretmenleri olacak. Umarım Ateş için en iyisi olur. Pazartesi 6. sınıf bizi bekliyor.
Cuma, Eylül 02, 2016
Tatil, devam...
Tekne gezisi yine çok güzel geçti.Geçen seneki tekne tatilinin 3 ailesi aynen duruyordu, 2 aile gelemedi, 1 aile eklendi (İpekler). Yine bir gece yolculuğuyla bu sefer G... tarafına gittik. Çocuk sayısı azalmıştı, 1 genç kız-Buket, 1 lise 1 öğrencisi-Can, İpek, Orkun (5. sınıf) ve Ateş'ten ibaretti çocuklar. Ancak yine de hiç sıkılmadılar, hep birlikte ya da ayrı ayrı birçok oyun oynadılar ve çok eğlendiler. Hiçbiri sıkıldım demedi. Biz de çok iyi vakit geçirdik. Tamamen tembellik ve dinlenmeden oluşan bir tatil bu. Yiyip içme işleri günde 4 öğün, aralarda deniz, sohbet ve kitap şeklinde geçen bir tatil. İsteyenler bol bol balık avladı. Hatta tutulan balıklarla her akşam taze balık yendi. Ateş de çok sayıda ve büyüklü küçüklü balıklar tuttu. Geceleri yine açık havada uyuduk. Bu sene çok arı vardı, bir de M....'e giderken çok dalgaya denk geldik, teknenin en az yarısını deniz tuttu. Neyse ki, Ateş bu durumu hasarsız atlattı.
Nicky biz yokken yine pansiyon veterinerde kaldı. Gün içinde hep fotoğraf ve video gönderdi veteriner bize, böylece içimiz biraz rahat etti. Eve döner dönmez (cumartesi gece yarısı döndük), pazar sabahı gidip onu aldık. Bizi görünce çok sevindi tabi ki, ama orda da rahatının yerinde olduğunu anlatan davranışlarını gördük, daha da rahatladık.
Nicky biz yokken yine pansiyon veterinerde kaldı. Gün içinde hep fotoğraf ve video gönderdi veteriner bize, böylece içimiz biraz rahat etti. Eve döner dönmez (cumartesi gece yarısı döndük), pazar sabahı gidip onu aldık. Bizi görünce çok sevindi tabi ki, ama orda da rahatının yerinde olduğunu anlatan davranışlarını gördük, daha da rahatladık.
Çarşamba, Ağustos 31, 2016
Ara Dönem
Gemi seyahatinden döndükten sonra bir de İzmir ve Çeşme gezisi planlamıştık, ama izinlerden dolayı olmadı. Aslında ağustos ayı içinde bir gezimiz daha olduğu için belki de iyi oldu, yoksa hiç evde duramayacaktık. Gemiden sonraki 3 haftayı evde geçirdi Ateş. Yani hafta içi evde, haftasonu denizde idik. Evde olduğu zamanlarda birkaç gün Toprak Efe geldi, birkaç gün Arda geldi, birkaç gün Ateş Ardalar'a gitti. Geri kalan zamanlarda da evde keyif yaptı. Ipad oynadı, geçtiğimiz aylarda en çok clash royale oynadı. Videolar seyretti, kendine bir youtube kanalı açtı, videolar yükledi. Televizyon seyretti, Nicky ile oynadı. Sonra tekne gezisine gittik.
Perşembe, Ağustos 25, 2016
Gemi Seyahati-2
Bir sonraki durağımız Barcelona idi. Orda bütün gün gezecek kadar vaktimiz vardı. Ama tabi ki çok büyük bir şehir olduğu için, bazı yerleri seçerek görmeye karar verdik. Limandan çıkınca yürüyerek metro istasyonuna gittik. Ordan parc guell'e gitmek üzere bir durakta indik. Epeyce merdiven çıkarak parka ulaştık. Ama sıcak ve merdivenler, bizim sabahtan pilimizi bitirdi. Ordan sonra yürüyerek sagra de familia'ya gittik. İçini yoğun kuyruk nedeniyle gezemedik maalesef, kuyrukta bekleyecek vaktimiz yoktu. Ama dışardan bakınca bile çok güzel bir katedraldi. Şimdiye kadar gördüklerimizden gerçekten farklı bir mimarisi vardı. Daha önce gördüklerimizden Köln katedrali de hala aklımda, o da muhteşemdi. Neyse, sonra yine yürüyerek casa mila ve casa battlo'yu gördük. Ancak sıcaktan ve yürümekten yorulduğumuz için ne gördüğümüzü anlayamadık bence. Barcelona'yı ayrıca şehir olarak gezmek gerekiyor. Sonra yine önceden planladığımız gibi paella yemeye gittik. Ünlü La Rambla caddesine açılan ara sokaklardan birinde bir yer bulduk. Güzel paelle ve crem brulle yedik. Sonra yine gemimize döndük.
Sonraki gün Fransa'nın Korsika adasına gittik. Ordaki durağımız Ajaccio idi. Napolyon'un doğduğu küçük ve güzel bir şehir. Önce her zaman olduğu gibi yürüyerek dolaştık. Ara sokakları ve sahili çok güzeldi. Sonra 2 saatlik şehir turu yapan iki katlı üstü açık otobüslere binerek etrafı da gezdik.
Diğer gün Napoli'ye uğradık. Burası İstanbul'un en kalabalık ve karışık hali gibi göründü gözümüze. Limandan istasyona gittik ve direk Santorini'ye gittik. Tren Fransa'da Cannes'dan Nice'e gittiğimiz tren gibi konforlu değildi. Ter içinde kaldık. Zaman darlığından Santorini yolunda önünden geçtiğimiz Pompei'ye uğrayamadık. Gidenlerden duyduklarımızla ve internetten okuduklarımıza göre Santorini'yi tercih ettik. Santorini de gerçekten çok güzel bir sahil kasabası. Önceden bulduğumuz ünlü pizzacıda İtalyan pizzası yedik. Güzeldi, ama öyle çok acaip de değildi. Gemide yediğimiz pizzalar da bize lezzetli geliyordu. Ama sonra bir dondurmacıya gittik ki, inanılmaz güzeldi. Ben nutellalı, limonlu ve hatırlayamadığım bir şeyli dondurma yedim, harikaydı. Ateş nutellalı, oreolu ve snickerslı dondurma yedi, çok beğendi. Sahilde acaip güzel fotoğraflar çektik ve trenle Napoli'ye, ordan da gemiye geldik.
Son durağımız İtalya'daki La Spezia idi. Yine güzel bir liman kenti burası da, ancak içinde çok gezecek bir yer yok. Burda esas gezilecek yer kısa bir tren yolculuğuyla gidilen Cinque Terre köyleri. Burda 5 tane birbirinden güzel köy var, hepsi deniz kıyısında. Biz yine okuduklarımıza ve duyduklarımıza göre aralarından seçim yaptık. İlk olarak en uzaktaki Monterosso'ya gittik. Orda tren istasyonundan çıkar çıkmaz Cengiz'in yemek istediği külahta deniz ürünlerinden bulup yedik. Ateş en çok yengeç sevdi, Cengiz'le ben de midye. Sonra sahilde yürüdük, etrafı gezdik. Ateş'e ve kendime burdan tişört aldım. Sonra kısacık bir tren yolculuğuyla Manorola'ya geldik. Bu köylere gelenlerin hep fotoğraflarını çektiği ve her yerde karşımıza çıkan ünlü sahil manzarası burda. Biz önce, il porticciolo'da güzel pesto soslu birer İtalyan makarnası yedik, üzerine tiramisularımızı da midelere indirdik. Sonra o ünlü manzaraları gezmeye gittik, bol bol fotoğraf çektik, çok güzeldi. En sonunda da La Spezia'ya en yakın köy olan Riomaggiore'yi gezdik ve geri döndük.
Sonraki gün artık eve dönme vakti gelmişti. Uzun bir yolculuktan sonra sağ salim evimize vardık, bizi köpek pansiyonunda bekleyen köpüşümüze kavuştuk. Ateş tatili hem çok sevdi, hem de Nicky'den ayrı olduğumuz için üzüldü ve onu çok özledi.
Sonraki gün Fransa'nın Korsika adasına gittik. Ordaki durağımız Ajaccio idi. Napolyon'un doğduğu küçük ve güzel bir şehir. Önce her zaman olduğu gibi yürüyerek dolaştık. Ara sokakları ve sahili çok güzeldi. Sonra 2 saatlik şehir turu yapan iki katlı üstü açık otobüslere binerek etrafı da gezdik.
Diğer gün Napoli'ye uğradık. Burası İstanbul'un en kalabalık ve karışık hali gibi göründü gözümüze. Limandan istasyona gittik ve direk Santorini'ye gittik. Tren Fransa'da Cannes'dan Nice'e gittiğimiz tren gibi konforlu değildi. Ter içinde kaldık. Zaman darlığından Santorini yolunda önünden geçtiğimiz Pompei'ye uğrayamadık. Gidenlerden duyduklarımızla ve internetten okuduklarımıza göre Santorini'yi tercih ettik. Santorini de gerçekten çok güzel bir sahil kasabası. Önceden bulduğumuz ünlü pizzacıda İtalyan pizzası yedik. Güzeldi, ama öyle çok acaip de değildi. Gemide yediğimiz pizzalar da bize lezzetli geliyordu. Ama sonra bir dondurmacıya gittik ki, inanılmaz güzeldi. Ben nutellalı, limonlu ve hatırlayamadığım bir şeyli dondurma yedim, harikaydı. Ateş nutellalı, oreolu ve snickerslı dondurma yedi, çok beğendi. Sahilde acaip güzel fotoğraflar çektik ve trenle Napoli'ye, ordan da gemiye geldik.
Son durağımız İtalya'daki La Spezia idi. Yine güzel bir liman kenti burası da, ancak içinde çok gezecek bir yer yok. Burda esas gezilecek yer kısa bir tren yolculuğuyla gidilen Cinque Terre köyleri. Burda 5 tane birbirinden güzel köy var, hepsi deniz kıyısında. Biz yine okuduklarımıza ve duyduklarımıza göre aralarından seçim yaptık. İlk olarak en uzaktaki Monterosso'ya gittik. Orda tren istasyonundan çıkar çıkmaz Cengiz'in yemek istediği külahta deniz ürünlerinden bulup yedik. Ateş en çok yengeç sevdi, Cengiz'le ben de midye. Sonra sahilde yürüdük, etrafı gezdik. Ateş'e ve kendime burdan tişört aldım. Sonra kısacık bir tren yolculuğuyla Manorola'ya geldik. Bu köylere gelenlerin hep fotoğraflarını çektiği ve her yerde karşımıza çıkan ünlü sahil manzarası burda. Biz önce, il porticciolo'da güzel pesto soslu birer İtalyan makarnası yedik, üzerine tiramisularımızı da midelere indirdik. Sonra o ünlü manzaraları gezmeye gittik, bol bol fotoğraf çektik, çok güzeldi. En sonunda da La Spezia'ya en yakın köy olan Riomaggiore'yi gezdik ve geri döndük.
Sonraki gün artık eve dönme vakti gelmişti. Uzun bir yolculuktan sonra sağ salim evimize vardık, bizi köpek pansiyonunda bekleyen köpüşümüze kavuştuk. Ateş tatili hem çok sevdi, hem de Nicky'den ayrı olduğumuz için üzüldü ve onu çok özledi.
Çarşamba, Ağustos 24, 2016
Gemi Seyahati-1
Cruise gemilerinden biriyle batı akdeniz seyahatine çıktık. Önce İtalya'nın Cevova kentine gittik. Ordan direk gemiye geçtik. Gemi inanılmaz büyüklükteydi, 15 katlıydı, biz 11. katta kaldık. Bir yerden biryere gitmek bile uzun süre alıyordu ve nerden nereye gideceğimizi keşfetmek çok zamanımızı aldı. Sadece Cengiz sık sık sigara içmeye gittiği için bizden çok daha kolay koopere oldu. Birçok restoran, bar, oyun alanı, havuz vb vardı. Karada olmadığımız her an buralarda keyif yaptık. Hergün de ayrı bir yerde karaya çıktık.
İlk gün Cannes'da indik. Burda liman çok büyük olmadığı için gemi uzağa demirledi, bizi küçük botlarla limana taşıdılar. Burda yürüyerek biraz dolaşıp tren istasyonuna gittik. Aslında çocuklar Monaco'ya gitmek istiyordu, ancak gemi o gün erken hareket edeceği için riske atıp kaçırmak istemedik ve daha yakında olan Nice'e gittik. Orda da uzun sahil yolu boyunca dolaştık, gezdik ve trenle geri dönüp Cannes'a geldik. Burda ünlü film festivali binasını ve kaldırımdaki ünlülerin el izlerini gördük, bol bol fotoğraf çektik ve gemimize bindik.
İkinci gün İspanya'ya bağlı Balear takımadalarının en büyüğü olan Mallorca adası'na, o adanın başkenti olan Palma de Mallorca'ya gittik. Burda gece yarısına kadar zamanımız vardı. Yine yürüyerek şehri dolaştık. Daha önceden segway'le şehir turu yapıldığını görüp o turlara katılmaya karar vermiştik. Segway turu yapan yerlerden birine gittik. Bize kısaca eğitim verdiler. Zaten kullanımı çok kolaymış. Hemen öğrendik. Biz öğrenirken Ateş çoktan hızlı turlara başlamıştı. Herkes kullanmaya başladıktan sonra tur rehberimiz önde, yola çıktık. Rehber hem bize şehri gezdirdi, hem de segway'le güzelce yol yapılabilecek yerlere götürdü. Çok eğlendik, çok güzeldi. Geçen seneki bisiklet turumuzu hatırladık. Akşam olduğunda meydanda biryerlerde birşeyler içip, gece yarısını beklemeden yorgun argın gemiye döndük. Gemide akşamlarımız şovlar, gösteriler, barlar ve casino ile geçti. Özellikle bir akşam hepimiz barlarda dansedip eğlendik.
Devamı bir sonraki yazıda...
İlk gün Cannes'da indik. Burda liman çok büyük olmadığı için gemi uzağa demirledi, bizi küçük botlarla limana taşıdılar. Burda yürüyerek biraz dolaşıp tren istasyonuna gittik. Aslında çocuklar Monaco'ya gitmek istiyordu, ancak gemi o gün erken hareket edeceği için riske atıp kaçırmak istemedik ve daha yakında olan Nice'e gittik. Orda da uzun sahil yolu boyunca dolaştık, gezdik ve trenle geri dönüp Cannes'a geldik. Burda ünlü film festivali binasını ve kaldırımdaki ünlülerin el izlerini gördük, bol bol fotoğraf çektik ve gemimize bindik.
İkinci gün İspanya'ya bağlı Balear takımadalarının en büyüğü olan Mallorca adası'na, o adanın başkenti olan Palma de Mallorca'ya gittik. Burda gece yarısına kadar zamanımız vardı. Yine yürüyerek şehri dolaştık. Daha önceden segway'le şehir turu yapıldığını görüp o turlara katılmaya karar vermiştik. Segway turu yapan yerlerden birine gittik. Bize kısaca eğitim verdiler. Zaten kullanımı çok kolaymış. Hemen öğrendik. Biz öğrenirken Ateş çoktan hızlı turlara başlamıştı. Herkes kullanmaya başladıktan sonra tur rehberimiz önde, yola çıktık. Rehber hem bize şehri gezdirdi, hem de segway'le güzelce yol yapılabilecek yerlere götürdü. Çok eğlendik, çok güzeldi. Geçen seneki bisiklet turumuzu hatırladık. Akşam olduğunda meydanda biryerlerde birşeyler içip, gece yarısını beklemeden yorgun argın gemiye döndük. Gemide akşamlarımız şovlar, gösteriler, barlar ve casino ile geçti. Özellikle bir akşam hepimiz barlarda dansedip eğlendik.
Devamı bir sonraki yazıda...
Yaz tatiline devam
Yine uzun süredir yazamadım, ama Ateş'in yaptıkları aklımda :)) Okul arkadaşlarıyla yaptığımız geziden hemen sonra bayram tatili başladı ve biz deniz kenarına gittik. Orda Toprak Efe'nin yanısıra Ömür ve İpek de vardı. Ara ara gelen başka arkadaşlarıyla da birlikte çok eğlendiler. Bazı günler sıcaktan klimalı odada oturup tablet veya kutu oyunu oynarken, bazı günler deniz ve balık olayına girdiler. Ateş'in keyfi yerindeydi. Ben tatilin sonlarına doğru hasta olan annemin yanına gitmek için onlardan ayrıldım. Ben gittikten sonra Orkunlar da geldi. Sonra hep birlikte eve döndük. Yine çok kısa bir süre sonra bu sefer İpekler'le birlikte cruise seyahatine çıktık.
Cuma, Temmuz 29, 2016
Ç....., Okul Arkadaşlarıyla Gezi
Okullar yaz tatiline girdikten 1 hafta sonra, Ateş'in sınıfından (ve yan sınıftan) biz dahil toplam 10 çocuk ve anneleriyle birlikte Çanakkale gezisine gittik. Uçakta hasta bir yolcu olduğu için 20 dakika sonra kalktığımız havaalanına geri döndük, hasta yolcuyu bırakıp yola devam ettik. İndiğimizde bizi karşılayan otobüse doluştuk ve Çanakkale'ye doğru gezimize başladık. Çocuklar daha havaalanında çok eğlenmeye başladılar. Ateş'in mutluluğunu gördükçe, iyi ki katılmışız bu geziye, dedim. Zaten böyle olacağını tahmin ediyordum.
Yolda önce Bergama antik kentini gezdik, bir yerde yemek yedik. Sonra yine yollara düşüp Ayvalık Cunda adasına gittik. Orda ünlü Ayvalık tostu ve dondurma yedik. Sonunda akşamüstü otele vardık. Otel deniz kenarında çok güzel bir oteldi. Hemen yerleştik ve çocuklar yine eğlenmeye başladılar.
Ertesi gün truva antik kentini gezmek için yollara düştük bu sefer. Rehberimiz sayesinde bilgiler de alarak güzelce gezdik, sonra tahta atı da gezerek bu bölgeyi bitirdik. Sonra feribotla Gelibolu yarımadasına geçtik ve günün geri kalanında şehitlikleri gezdik. Çok etkileyiciydi. Bir önceki güne göre daha erken bir saatte otele döndük, anneler deniz kıyısında dinlenip sohbet ederken, çocuklar hep birlikte havuz keyfi yaptılar.
Bir sonraki gün Bozcaada günümüzdü. Geyikli'den feribotla geçtik, gezdik, dolaştık ve çok beğendik Bozcaada'yı. Ufak tefek alışverişler de yaparak akşamüstü otele döndük ve çocuklar yine havuz keyfi yaptılar.
Bir sonraki gün dönüş günümüzdü. Sabah otelden ayrıldık, planda Çeşme vardı, ancak ortak bir kararla Çeşme yerine Şirince'ye gitmeye karar verdik. Şirince'de yaklaşık 2 saat geçirdikten sonra tekrar havaalanına gidip evimize geri döndük. Havaalanına gidiş-geliş sırasında Yağızlar bize eşlik etti. Çooook güzel ve eğlenceli bir gezi oldu. Bundan sonra da aynı grupla gezilere devam etmeyi planladık.
Temmuz anılarımıza sonra devam edeceğim :)
Yolda önce Bergama antik kentini gezdik, bir yerde yemek yedik. Sonra yine yollara düşüp Ayvalık Cunda adasına gittik. Orda ünlü Ayvalık tostu ve dondurma yedik. Sonunda akşamüstü otele vardık. Otel deniz kenarında çok güzel bir oteldi. Hemen yerleştik ve çocuklar yine eğlenmeye başladılar.
Ertesi gün truva antik kentini gezmek için yollara düştük bu sefer. Rehberimiz sayesinde bilgiler de alarak güzelce gezdik, sonra tahta atı da gezerek bu bölgeyi bitirdik. Sonra feribotla Gelibolu yarımadasına geçtik ve günün geri kalanında şehitlikleri gezdik. Çok etkileyiciydi. Bir önceki güne göre daha erken bir saatte otele döndük, anneler deniz kıyısında dinlenip sohbet ederken, çocuklar hep birlikte havuz keyfi yaptılar.
Bir sonraki gün Bozcaada günümüzdü. Geyikli'den feribotla geçtik, gezdik, dolaştık ve çok beğendik Bozcaada'yı. Ufak tefek alışverişler de yaparak akşamüstü otele döndük ve çocuklar yine havuz keyfi yaptılar.
Bir sonraki gün dönüş günümüzdü. Sabah otelden ayrıldık, planda Çeşme vardı, ancak ortak bir kararla Çeşme yerine Şirince'ye gitmeye karar verdik. Şirince'de yaklaşık 2 saat geçirdikten sonra tekrar havaalanına gidip evimize geri döndük. Havaalanına gidiş-geliş sırasında Yağızlar bize eşlik etti. Çooook güzel ve eğlenceli bir gezi oldu. Bundan sonra da aynı grupla gezilere devam etmeyi planladık.
Temmuz anılarımıza sonra devam edeceğim :)
