Pazartesi, Ağustos 27, 2012

Yaz tatili devam ediyor...

Uzuuuun süredir yazamadım, ama bu arada çok şeyler oldu. 

  • Yüzme dersi büyük bir başarıyla bitti. Artık tam bir su kuşu oldu Ateş. Dalıyor, atlıyor, 4 kulaç 1 nefes yüzüyor, sırtüstü yüzüyor, nefes almadan dalarak havuzu enlemesine geçiyor. Denizde bunların hepsini uygulayamıyor tabi ki. Deniz havuz kadar düz değil, bazen biraz zor olabiliyor. Ama genel olarak harika. Benim beklediğimden de iyi bir performans gösterdi. Seneye yaz tatiline bir 10 ders daha planlıyoruz.
  • Haftasonları ve bayram tatillerinde hep denizdeyiz. Ateş'in İstanbul'daki kuzenleri yine geldiler. Geçtiğimiz hafta sonu tam 5 kuzen buluştular. Çoook güzel oynadılar, birlikte yüzdüler. Ateş bu haftasonu ilk kez, tek başına kanoya bindi ve güzel güzel kullandı. Abisi öğretti. Denize girmedikleri aralarda da hep birlikte çok güzel oynadılar. Önümüzdeki 2 haftayı da birlikte oynayarak geçirecekler.
  • Cuma günü Ergül ablamlar ile buluştuk. Ateş'le birlikte gittik onlara. Biz keyifle sohbet ederken Ateş de film izledi, ara ara bize katıldı.
  • Ateş artık iki tekerlekli bisikleti büyük bir başarıyla kullanıyor. Geçen yazın sonunda başlamıştı, ama bu kadar rahat değildi, babası hep destek oluyordu. Eskisi küçük geldiği için yeni bisiklet aldı babası Ateş'e ve abisine. Ateş, iki bisikletini de süper kullanıyor, bu sıcakta güneşin altında deli gibi bisiklete biniyor. Eski bisikletin boyu kısa olduğu için daha rahat, ama büyük bisikletini de çok iyi kullanıyor. Yalnız yeni bisikletle ayakları yere tam değmediği için, bisikleti durdururken bazen problem yaşıyor. Bu hafta sonu birkaç kez düştü. Bacakları çizik ve yara içinde. Ne yapalım, o kadar olacak. Bisiklete binmeyi çok sevdi. Her an bisikletiyle gezmek istiyor. Sürekli babasıyla ve kendi başına tur atıyor.
  • Yaz tatilinin bitmesine 2 hafta kaldı. Bu yaz tatilini çok güzel geçirdik. Hiçbir şeyden sıkılacak vakti olmadı. Balıklama atlamadan kano binmeye kadar ilk kez bu yaz başardığı çok şey oldu. Kuzenleriyle ve abisiyle çok iyi vakit geçirdi. Sabahları 8 gibi, en geç 8.30 gibi uyandı. Yakında yine erken uyanmaya başlayacak. Okulunu ve arkadaşlarını çok seviyor, o yüzden yaz tatili bitiyor diye hayıflanmıyor. Geçen hafta okuluna gidip biraz kıyafet alışverişi yaptık İpeklerle. Servis ve yemek paralarını ödeyip, almamız gereken kırtasiye malzemelerinin de listesini aldık. Okula hazırlanıyoruz. 
  • Ödevlerden sadece İngilizce kaldı. Bu sıralarda biraz ara verdiler, ama babasıyla birlikte büyük bir azimle kalanları da bitirecekler.

Perşembe, Ağustos 09, 2012

Doğumgünü Kutlaması ve Göz Muayenesi

Bugün benim 42. doğumgünüm. Ateş kaç gündür gün sayarak bekliyordu. Bugünün kendisi için ne kadar önemli bir gün olduğunu söyleyip duruyordu. Dün gece saat 12.00'yi geçince kutlamaya başladı. Babasıyla birlikte aldığı hediyesini verdi. Sarıldık, öpüştük, sonra yine sarıldık, öpüştük, sonra yine... Birbirimize sevgimizi ifade ettik bol bol. Sonra da büyük yatakta sarılarak uyuduk. Sabah gözünü açar açmaz yeniden doğum günümü kutladı. Sonra kahvaltıda ne yiyeceğimi sordu. Peynir, domates ve ekmek dedim. Mutfağa gitti, benim gelmememi söyledi. Bir süre sonra bana fotoğraftaki kahvaltıyı hazırladığını söyleyerek mutfağa çağırdı. Yine çok sevindim, çooook mutlu oldum, yine bol bol sarıldık. Sonra mutlu mutlu kahvaltımızı yaptık. Akşam pastayı da o hazırlayacakmış. Hep böyle olsun, hep böyle devam etsin.
Göz muayenesinde bir gözü biraz gerileyerek 2.75'e inmiş, öbür gözü yine 3.75. Gözlük değişmemiş. Şubatta damlalı muayene varmış.

Çarşamba, Ağustos 08, 2012

Tatil ve Yüzme Kursu

Geçtiğimiz hafta hep denizdeydik. Çok iyiydi, Ateş'le boooool bol yüzdük. keyif yaptık. Yüzme ve atlama işlerini acaip ilerletti. Benim daha bu yaz başında hayal bile edemeyeceğim kadar su kuşu oldu. Geçen sene de iskeleden falan atlıyordu. Ama bu sene inanılmaz rahat, hemen her şekilde atlıyor. İkimiz dubaya yüzüyoruz O atlasın diye. Sayısız kereler atlıyor, biraz da birlikte atlıyoruz, ancak ondan sonra dönüyoruz kıyıya.
Haftaiçi 3-4 gün İpekler de geldiler. Hepimiz için çok iyi oldu. Çocuklar denizde ya da kumda oynarken biz de oturup sohbet ettik, hep birlikte denize girdik, iyi vakit geçirdik. Ateş yine "siz sadece oturup sohbet ediyorsunuz, hiç eğlenmiyorsunuz" dediyse de ona büyüklerin bu şekilde keyif aldığını anlattım tekrar. Haftasonu İpekler döndü, bu arada abi geldi. Ateş abisini de çok özlemiş, birlikte çok iyi vakit geçirdiler. Bol bol balığa gittiler babalarıyla. Gerçi zaten hergün gittiler balığa, ama abiyle birlikte daha çok ve bu sefer kendileri balık tuttular. Akşama da tuttkları balıkları yediler. Onlar balıktayken ben de ayaklarımı uzatıp kitabımı okudum. Yani herkes için keyifli bir tatil oldu. Pazar günü eve döndük. Döner dönmez arkadaşlarımızla buluşup açık havada bir yerde yemek yedik. 

Pazartesiden itibaren Ateş ve İpek, İpekler'in havuzunda yüzme dersi almaya başladılar. Cengiz havuza, kirlidir düşüncesiyle hep karşıydı. Ama stilli yüzme öğrenmesinin de başka yolu yok. Denizde yüzmeyi bu kadar iyi öğrenmişken üzerine stil öğrenmesinin tam zamanı. İpek'in annesi ayarladı sağolsun. Şimdi hergün ben Ateş'i onlara götürüyorum, 1 saat yüzme dersi alıyorlar, sonra eve geliyoruz. Öğretmen Ebru Hanım oldukça disiplinli, bizim çocuklar için iyi gibi görünüyor. Sözünü çok rahat dinletiyor. Ayrıca da çocuklar dersten çok memnun, çok eğleniyorlar. Dün, daha 2. derste bizimki balıklama atlamaya başlamış. Üstelik öğretmeni de doğru atladığını söylemiş, pek mutluydu. Bu arada ben balıklama atlayamıyorum. Ayrıca kulaç atarak nefes almayı da öğrenmeye başlamış. İki derstir yanlarında bekleyemiyorum, ama bugünden itibaren kitabımı alıp havuzun kenarında onları bekleyeceğim. 

Babasıyla ödevlere devam ediyorlar. Yaz başından beri ilk kez verilen ödev haftasının önüne geçtiler dün akşam. Bir haftanın ödevi ancak birkaç günde biterken, Ateş son zamanlarda daha iyi odaklanmaya ve daha hızlı yapmaya başladı. Babası çok ciddi, ödevi geçiştirmesine, ya da kısa kısa yazmasına izin vermiyor, ama ödevleri eğlenceli hale de getiriyor. Dün akşam hem 9., hem de 10. haftanın ödev dosyasını bitirdiler. Geriye 2 haftalık dosya, 1 okunacak kitap, çok az sayıda test ve internetten interaktif şekilde yapılan İngilizce ödevi kaldı. Sanırım onları da çabucak bitirirler. Diğer sınıfların bu kadar yaz ödevi yok.

Ödevden sonra, Ateş'le olimpiyatları izlemeye başladık. Kadın basketbol milli takımımızın Rusya ile olan maçını izledik birlikte heyecanla. Bizimkiler çok iyiydi, çok basit hatalarla son saniyelerde maçı verdiler. Arada, bir de 100 m engelli finalinde Nevin Yanıt'ı izledik. İlk üçe girememesine üzüldük, beşinci olmasına sevindik. Bu arada Ateş'e olimpiyatların ne olduğunu, spor karşılaşmalarını, basket maçının kurallarını vb. anlattık. Maç geç bitti, yorgunluktan bayılıp uyuduk.

Bu arada Ateş'in göz muayenesi zamanı geldi. Yarın babası Ateş'i ve abisini Ayça Teyze'ye götürecek. Kalabalık oluşturmamak için ben gitmeyeceğim. Muayeneden sonra da birlikte yemek yiyeceklermiş.

Sonuç olarak, Ateş'in yaz tatili güzel geçiyor. Hala sıkılacak vakti olmadı. Ama okul başlayacak şeklinde bir fobisi de yok. Okulunu ve arkadaşlarını da çok seviyor.

Cuma, Temmuz 27, 2012

Tatil ve Ödev

Ateş bu hafta başından beri gündüzleri evde geçiriyor. Yeni işe başlayan Ebru ablasıyla iyi anlaştı. Ara ara birlikte oyun oynuyorlar. Ateş diğer zamanlarını kendi kendine oynayarak ve bu sıralarda tekrar favorisi olan karaip korsanlarını izleyerek geçiriyor. 


Pazartesi ve salı akşamları evdeydik. Ama Ateş iş çıkışında babasıyla çıkarak dışarda bazı işleri halletti. Akşamları da babası ona büyük bir başarıyla ödevlerinin bir kısmını yaptırdı. Tatildeki her hafta için bir ödev kitapçığı var. Belki de 1. sınıf tatili olduğu için ödevler oldukça yüklü. 12 tane ödev kitapçığı, toplamda 52 tane internetten interaktif olarak okunacak İngilizce kitap ve 6-7 tane de öykü kitabı var. En zorlusu ödev kitapçıkları. Yap yap bitmiyor. Cengiz konuya büyük bir ciddiyetle yaklaşıyor. Ben çok yumuşağım. Hadi yapalım, diyorum Ateş'e, yok şimdi yapmayalım, derse hemen pes ediyorum. Yaz tatili olduğu için ısrar edemiyorum. Ama Cengiz ısrarcı. Neyse, pazartesi ve salı akşamları en azından içinde bulunduğumuz 6. haftanın programına yetişmeye çalıştılar. Çarşamba akşamı her zaman gittiğimiz tenis klübüne gittik. Bu akşam klübün tümüyle kapanacağını öğrendik. Zaten kapanacaktı, ama bugün olacağını bilmiyorduk. Çocuklar da biz de üzüldük, çünkü orda hep birlikte çok iyi zaman geçiriyorduk. Bu nedenle son olarak bu akşam da oraya gitme kararı aldık. Dün akşam kalabalık bir arkadaş grubuyla bahçeli evi olan Z.S.'lara gittik. Çocuklar sitenin yüzme havuzuna girdiler. Yemek vakti onları zorla çıkarıp getirdik. Gece yemekten sonra bir kez daha girdiler. Böylece Ateş ilk kez gece havuza girdi. Gecenin sonunda çoook yorulmuştu, eve dönerken dişi ağrımaya başladı. Bu aynı dişin 3. ya da 4. ağrıyışı olduğu ve şiddetli olduğu için bu sabah onu bir diş kliniğine götürdük. Ateş'in sınıf arkadaşı Nil'in babası muayene etti. Daha önceden dolgu yapılan dişiydi. Röntgen filmi çekildi, görünürde çürük yok, ama dolgunun altında olabilir, dedi. Bir süre beklemeye karar verdik. Zaten süt dişi. Düşene kadar idare edebilirsek edeceğiz, yoksa yeniden gitmemiz gerekecek. 
Önümüzdeki hafta denizdeyiz. Hep Ateş'le birlikteyiz.

Perşembe, Temmuz 19, 2012

Blogda 6 Yıl

Bu ay itibariyle Ateş'in günlüğünü yazmaya başlayalı 6 yıl bitiyor. Hayatta en severek yaptığım şeylerden biri. İyi ki blog yazmaya başlamışım. Keşke daha önce öğrenseymişim de hamilelikten itibaren başlasaymışım. Neyse olsun, 14 aylıktan itibaren Ateş'in günlük hayatı hakkında birçok şeyi buraya kaydettim. Artık kendisi de geçmiş yazıları benim kadar büyük bir keyifle okuyor. Çok hoşuna gidiyor. Bazen kendi yaptıklarını ya da söylediklerini okurken gülmekten gözlerinden yaşlar geliyor. Edebildiğim kadar devam...


Yaz okulunun son günü bugün bizim için. Ateş çok sevdi bu yaz okulunu. Severek gitti. En iyi ve aynı zamanda en kötü ders yüzme dersiymiş. Havuzda yüzme kısmı çok güzelmiş, ama havuza hazırlık yapma kısmı (soyunma odasında mayo giyme, bone takma, duş yapma, çantayı toparlama) çok kötüymüş. Neyse bu sene yaz tatili oldukça aktif geçiyor. Daha hiç sıkılacak kadar evde kalamadı. Gelecek hafta evde olacak. Artık acısını çıkartır. 


Pazartesiden itibaren yeni bir abla bizde çalışmaya başlayacak. Çocuk gelişimi bölümünde öğrenci bir genç kız. Ateş evdeyken primer işi Ateş'le oynamak olacak. İpek'e bakan Hülya Teyze buldu bize. Bir öncekinden çok daha iyi olacağını tahmin ediyorum. Haftasonu planımızda kuzenler, deniz, bol bol yüzme, boooool bol dubadan atlama var. 

Salı, Temmuz 17, 2012

Mezarlık Ziyareti

Ateş geçen hafta bir sabah aniden bana şöyle dedi: "Anne, ben büyüyünce çok işim olsa bile, yine de haftada bir sizin mezarlarınıza ziyarete geleceğim." Ben de gülümseyerek peki oğlum, dedim. Bunu söylerken bile üzülüyordu. Bu sıralarda sık sık bizim dünyanın, hatta evrenin en iyi anne babası olduğumuzu söylüyor. Biz yokken çok özlediğini anlatıyor. Sanırım yaşının gereği olarak ölümün farkına varma ve anne-babayı kaybetme korkusu yaşıyor. Bu yaşlar için doğal düşünceler bunlar. Geçen senelerde de bir iki kez böyle şeyler söylemişti. Umarım oğlum daha fazla üzülmeden bu konuları unutur gider.

Pazartesi, Temmuz 16, 2012

Yaz Okulu ve Kuzenler

Ateş geçen pazartesi bizim üniversitenin yaz okuluna başladı. Toplam 2 haftalık bir yaz okulu olacak. Voleybol, mini tenis, badminton, pazartesi dışında hergün yüzme, satranç, seramik, sinema ve trambolin gibi aktiviteler var. Bunlardan sadece trambolin açık havada, diğerlerinin hepsi kapalı mekanlarda. Zaten aksi olsa bu sıcakta gönderemezdim. Ateş yaz okulunu çok sevdi. Çok eğleniyor, iyi vakit geçiriyor. Hergün, iyi ki bu yaz okuluna göndermişiz diye konuşuyoruz. Hayatında ilk kez havuzda bir yüzme antrenöründen ders alıyor. Tabi ki kalabalık bir grup olduğu için çok şey beklemiyorum yüzme dersinden. Ama yine bu Ateş için ve benim için bir ilk. Yanında ben olmadan ilk kez havuza giriyor. Bu arada ağustos içinde bu sefer iki kişiyle bir yüzme öğretmeninden ders almasını ayarlamaya çalışıyoruz. Bu konuda esas muhalefet olan Cengiz'i ikna ettim. 
Bu arada hafta başında Ateş'in İstanbul'daki kuzenleri, ve onların bir kuzeni geldi. Biz de cuma akşamı gidince bütün çocuklar biraraya geldi. Geçen senelerde Ateş, büyük çocukların yüzme aktivitelerine pek katılamıyordu. İlk kez bu sene hepsi birlikte dubaya kadar yüzüp sayısız kereler denize atlama oyunları oynadılar. Cengiz'in İstanbul'daki kardeşinin eşi, Ateş'in küçüklüğünü hatırlattı bana. Ne kadar korumacı olduğumu, Ateş'ten gözümü bir saniye bile ayırmadığımı konuştuk tekrar. Şimdi büyüdüğü için herşeyini kendi başına halledebiliyor. Görünürde Ateş'i rahat bıraktım artık, ama yine nerde olursa olsun, mutlaka kontrol ediyorum. Gözümün önünde değilse, O'na pek de belli etmeden sık sık kontrol ediyorum. Ancak böyle içim rahat ediyor. Bu yaz okulu meselesinde de, bir yandan orda çok iyi vakit geçirdiği için içim çok rahat, ama bir yandan da ben yanında yokken havuz olayı beni rahatsız ediyor. Neyse, bir şekilde kendimi alıştırmam lazım. Bu rahatsızlığa rağmen ekstra yüzme dersini isteyen de yine benim. Böyle bir karmaşık durum herhalde annelik. 
Haftasonu deniz kenarında Ateş'in iki sınıf arkadaşı (Kaan ve Yağız) da vardı. Arada birbirleriyle de oynadılar.
Lilypie Kids Birthday tickers