Haftasonunu şöyle geçirdik: Cumartesi öğleden önce market alışverişi, öğle uykusundan sonra pantolon ve balık alışverişi ile geçti. Her hafta mutlaka balık alıyoruz. Evde benden başka herkes balığı çok seviyor. Akşama da Kaan'ı annesinin evinden alıp evimize döndük. Bu alışverişler sırasında Ateş'in üzerinde teyzesinin aldığı mavi yağmurluk vardı. Bu nedenle ilk 2 fotoğrafı teyzemiz için koyduk. Üsttekinde Ateş, apartman görevlisi Mehmet Bey'le (bizimki ona dede diyor) muhabbet ediyor. Alttakinde ise asansöre binmek üzereyken elindeki anne panda (bu günlerde pek kıymetli, bir de onun küçüğü var, o da bebek panda) ile birlikte babasına güzelce sarılmış.
Pazar günü ise Kent Ormanı'na gittik. Evimizden yaklaşık 20 dakika uzaklıkta, oldukça güzel bir ormanmış burası ve 2003'te açılmış. Ama hayrettir ki, biz ilk kez geçen hafta Ayşe ve Yavuz'dan duyduk. Bu hafta da hemen gezelim dedik. 
Çok güzel yürüyüş yolları vardı ormanda. Cengiz, kucağında bir oğlu, elinde öbür oğluyla önden gitti. Ormanda oyun alanları...

...üzerinde kitap okumak ister misin yazan ağaç evler (fotoğraf makinesine Kaan hep böyle pozlar veriyor)...

..antik su sarnıçları vardı.

Çocuklar eğlendiler, temiz hava aldılar. Hatta evden çıkmadan önce oldukça huzursuz olan ve herşeye ağlayan Ateş'in morali düzeldi ve gülüp eğlenmeye başladı.

Kaan'ı da nihayet bir ara düzgün poz verirken yakalayabildim.

Akşam da Ateş'le evimizin önündeki dalgaları seyrettik. yaz boyu çok sakin görmeye alıştığı denizi bu kadar dalgalı ve gürültülü görmek Ateş'i çok şaşırttı. Bir haftasonu da böyle bitti...
