Bizi çok güldürdü Ateş. Sabah ona hazırladığım kahvaltıyı beğenmedi. Yemeyeceğini söyledi, böyle zamanlarda saygı duyuyorum, zorla yedirme gibi bir isteğim hiç olmadı. Tamam dedim. Babası "rafadan yumurta, yani sulu yumurta yer misin" diye sordu. Ateş de "suyu yumuyta olmaz, sacede suyu boya oluy" diyerek babasını düzeltti. Sonra ilk hazırladığım kahvaltıya bir şans verdi ve biraz yedi. Artık öğle yemeği zamanında iyice acıkır ve yer herhalde.
İkinci konuşma, çorap giydirme işlemi sırasında gerçekleşti. Çekmeceden bir çift çorap alıp giydirmek istedim. Ateş, "anne, benim üç ayağım yok, iki ayağım vay" dedi. Önce ne demek istediğini anlamadım, ama sonra baktım ki, yanlışlıkla alttaki çorap çiftinden de bir tane almışım. Yani elimde üç tane çorap var.
