Cuma akşamından beri oğlumla başbaşaydık, bugün ise abisi ve babası da vardı. Benim sırtımda ciddi bir ağrı olduğu için cuma akşamını ve cumartesinin büyük bölümünü evde geçirdik (dışarda mutlaka kucağıma geliyor). Yeni aldığımız ve daha önceden var olan çok sevdiğimiz masal kitaplarını okuduk. Bu sıralarda en çok "ev faresi ile tarla faresi" isimli masalı seviyor. Peluş hayvanlar ve kuklalarla tiyatrolar yaptık. Bütün hayvanlar sırayla banyo yapıyorlar, Ateş'in "ças" adını verdiği köpeği herkese banyo sonrası havlu getiriyor. Bu arada ben sürekli olarak kuklaları konuşturuyorum. Biskayayda Dora ve fareli oyunu oynadık (çok güzel oynuyor).
Cumartesi günü önce oyun okuluna gitmeyelim diye tutturdu, başka bir oyun oynuyordu. Mecburen okula telefon edip gelemeyeceğimizi söyledim. Sonra fikir değiştirdi ve Nur Öğretmen'e ceviz götürmek istediğini ve okula gitmek istediğini söyledi. Okulu yeniden aradık, ama öğretmeni eve gitmişti. Çok üzüldük. Gelecek haftalarda istemiyorum dese bile Ateş'i ikna etmeye karar verdim. Neyse, evde kaldık, öğle uykusundan sonra biraz jetonlu oyuncaklara gittik, klasik otopark gezimizi yaptık (hangi araba ne marka, ne model). Evimize döndük.
Bugün -dün gece geç yattığı için- geç uyandı Ateş. Öğlen yemeğimizi deniz kenarında bir balık lokantasında yedik. Ateş hem oyun parkında sallandı, hem de denize taş attık beraber. Sonra sirke gittik. Bu Ateş'in hayatında gittiği 3. sirk (aslında benim de). Başlarda merakla izlemesine rağmen sonra sıkıldı, mızmızlandı, ama aslında sirk gayet güzeldi. Neyse 2 saatin sonunda eve geldik, evini çok seven minik bayıla bayıla evdeki oyuncaklarıyla oynadı. Öğle uykusu uyumadığı için de erkenden uyudu.
