Cumartesiyi evde geçirdik. Ateş'in bu durumdan şikayetçi olduğunu hiç söyleyemeyiz tabi. Akşama kadar birlikte oyun oynadık. Gerçekten akşama kadar. Sadece son zamanlarda hep olduğu gibi az yemek yiyerek üzdü beni, ama onun haricinde melek gibiydi. Akşam da erkenden uyudu (erken 9 demek). Böylece bana da film izleme fırsatı verdi.
Pazar günü birşeyler almamız gerekiyordu, öğleden önce çıktık evden. Ama Ateş'i çıkmaya ikna etmemiz oldukça zor oldu, adam ev kuşu. Neyse, işimiz bittiğinde onu bolt filmine götürelim dedik. Fakat bizimkini sinemaya sokmayı başaramadık. Biz zaten onun için filme gitmek istiyorduk, madem kendisi istemiyor biz de girmeyiz diyerek eve döndük. Ama dönmeden önce Ateş'le babası balıkçıya uğrayarak, yeni balıklar aldılar akvaryuma. Amaç bir gün önce ölen zebranın yerine bir balık almaktı, ancak çıktıklarında melek balıkları, karidesler, salyangozlar ve Ateş'in köpekbalığı dediği balıklarla dolu poşet vardı ellerinde.
Dün sabah, her sabah olduğu gibi geç bir saatte okula gittik, öğleden sonra 15.30 gibi aldım Ateş'i okuldan. Son zamanlarda benim işyerime gelmek istediğini söylüyordu, ben de dün için söz vermiştim. Birlikte geldik işyerime. Önce kantinden balık kraker aldık. Sonra benim masama oturdu, iş arkadaşlarımla sohbet ederek keyifle balık krakerini yedi. Hatta ayrılmak bile istemedi, eve ikna yöntemiyle götürebildim.
Dün gece geç yattığı için sabah çok geç kalktı. Sonra onu yine gündüz almamı istediğini söyledi. Ben de "bugün olmaz, normal saatte, yani hava biraz kararınca alacağım" dedim. Bunun üzerine aynen şöyle "anne sen şimdi babamı ara, ona Ateş'i hep ben alıyorum, bugün de sen al, de" dedi. Babasını aradım, onun da dışarda bir işi varmış. "Tabi alırım Ateş'i, gideceğim yere birlikte gideriz" dedi. Bizimki çok sevindi. Yakınmadan kahvaltısını yaptı ve okula doğru yola çıktık.
