Uzuuuun süredir yazmak istediğim halde bir türlü yeni birşey yazamadım. Oysa ki arada çooook şeyler oldu. Önce yandaki fotoğrafı yazayım. Görüldüğü gibi üzerinde Ateş'in fotoğraflarının olduğu özel bir puzzle. Cengiz'in anneler günü hediyesi, çoooook beğendim. Hatta bayıldım. 1000 parçalı puzzle. Büyük bir hevesle yaptım. Bütün fotoğraflarda önce Ateş'in kulakları çıktı ortaya, nedense! Cumartesi sabahı Ateş'in anneannesi, dedededesi ve Pelin Teyzesi geliyor. E, Ateş'in doğumgünü yaklaşıyor. En az iki ayrı doğumgünü kutlaması planladık. Biri tam doğumgününde okulunda olacak. Pasta seçimini yaptık. Arkadaşları ve öğretmenleri ile kutlayacak. Diğerinde de yine okul arkadaşları ve öğretmenlerini eve davet edeceğiz. Herhalde hareketli bir parti olacak. Herşeyde kendi beğenisi ön planda. Onun istediği seçimleri yapıyoruz.
Demir tedavisinden bahsetmedim, üç haftadan sonra kestik, çünkü belirgin bir diareye neden oldu. Ama o üç hafta bile iştahı için çok faydalı oldu. Şu anda 20 kg, 106.5 cm.
Dün akşam babasının iş yemeği nedeniyle yalnızdık. Keyifle önce bilgisayar oyunu, sonra "bil bakalım kim" oynadık birlikte. Bir süre sonra aklımıza bisküvili pasta yapmak geldi, banyodan sonra birlikte (yani ben de!) afiyetle yedik. Bu sabah okula gideceği için yine biraz mızırdanmaya başladı ama kolay ikna oldu. Bazen keyfi çok yerinde oluyor. Çok güzel oyun oynuyor, çok güzel söz dinliyor, ya da kendi fikirlerini çok güzel anlatıyor. Bazen de (19 Mayısta olduğu gibi) herşeyden bir problem yaratıyor, mızmızlanıyor, babasının deyimiyle küçük bir bela haline geliyor. Ama genellikle iyi ruh halinde. Herkesin çocuğu kendi anne-babasına muhteşem görünür ya, Ateş de bana göre dünyanın en tatlı, en akıllı çocuğu.
