Perşembe, Ağustos 29, 2013

Gezi-1

Uzuuuun bir aradan sonra nihayet gezimizi yazabiliyorum. İlk günün sabahında saat 6.30 gibi Düsseldorf'taydık. İki aile birlikte bir araç kiralamıştık, onu teslim aldık. Otele eşyalarımızı bırakıp hemen çıktık. Sabahın erken saatleri olduğu için şehir çok boş geldi bize, ancak akşam saatlerinde aynı yerler çok kalabalıklaşmıştı. Yürüyerek etrafı dolaştık biraz, Film Müzesi'ni gezdik. Ren nehri kıyısında öğle yemeği yedik, sonra yorgunluktan perişan şekilde otele dönüp biraz uyuduk. Saat 5.30 gibi tekrar çıktık. Yine yürüyerek Ren nehri kıyısına geldik. Bu saatte çok daha eğlenceliydi. Königsale (Kö) caddesinden geçtik. Gezenler, bisiklete binenler, çimlerde oturanlar, uzananlarla dolu bir park vardı. Biz de oturduk, keyif yaptık. Geç vakit otelimize döndük. Acaip sıcaktı, zorlukla uyuduk. Muhtemelen ordaki son bilmem kaç yılın en sıcak günüydü. 
Ertesi gün Essen'e yakın bir yerde olan Moviepark'a gittik. Bütün gün acaip eğlendik. Çok beğendik. Hızlı geçiş bilet sistemi sayesinde geçen seneki Disneyland'a göre nerdeyse hiç sıra beklemedik. Çok eğlenceliydi. Girişte hemen Dora's Big River Adventure'a girdik. Ciddi şekilde ıslandığımız, telefonları ıslanmasın diye koruma altına aldığımız çok eğlenceli bir roller coaster'dı bu. Sonra Ice Age Adventure, Ghost Chasers, Time Riders, Splat-O-Sphere, Avatar Air Glider, Mystery River, Jimmy Neutron's Atomic Flyer gibi pek çok aktiviteye katıldık. Ateş en çok hızlı ve ıslatmalı roller coasterları beğendi tabi. Tekrar tekrar onlara binmek istedi, ancak speedy pass biletimize göre bir kez daha binmek istersek normal sırayı beklememiz gerekecekti, sıra da çok uzundu. Zaten bütün günümüz doldu. Arada yemek yedik. Aletlerden birinde Cengiz'in şortu yırtıldı, yenisini alması gerekti. Bu arada hava o kadar sıcaktı ki, tepeden su akan bir yer vardı, ve oraya gidip ıslanarak soğumaya çalıştık. İki ayrı şov izledik. Biri Van Helsing şovu idi. Bir diğeri de dublör şovu idi. Özellikle ikinciyi çok beğendik. Video kayıtları var, motorsikletle, arabalarla acaip gösteriler yaptılar. Ateş'i ve İpek'i birer kere arı soktu. Bunun dışında çooook keyifli ve eğlenceli bir gün geçirdik. 
Düsseldorf'a dönmek için arabaya bindiğimizde yolumuzun üzerindeki Botrop isimli bir kasabaya (ya da köye) uğramaya karar verdik. Biraz gezdik, ama yorgunluktan canımız çıktığı için çok uzun olmadı bu gezi. Zaten küçük bir yerdi. Bir restoranda oturup güzel bir akşam yemeği yedik ve otelimize döndük. Ertesi sabah Amsterdam'a gitmek üzere yola çıktık. Aslında mesafe çok yakın, hiç durmasak 2-2.5 saatte varabilirdik. Ancak gezerek ve yol üstündeki yerlere uğrayarak gitmeye karar verdiğimiz için ancak akşam saatlerinde Amsterdam'a varabildik. Yol üzerinde Almanya sınırları içinde Dinlaken ve Rees'e uğradık. Dinlaken'de daha çok olmak üzere yürüyerek etrafı dolaştık. Birşeyler yedik. Sonra Hollanda'ya geçtik. Ancak sınırı geçtiğimizi navigatör söylemese anlayamazdık, sınır olduğunu anlatan hiçbir şey yoktu. Zaten artık aralarında sınır da yok. Şehirlerarası yollar ve köyler harikaydı. Hollanda'da ilk durak Arnhem'deki açık hava müzesiydi. Bundan sonrasını 2. yazıda anlatayım.
Lilypie Kids Birthday tickers