Pazar, Eylül 01, 2013

Gezi-4

Köln'e doğru giderken yol üzerinde bulunan Belçika'nın Liege kentine de uğradık. Yine şehir merkezinde gördüğümüz yerlere uğradık. Burda da Liege waffle'ı yedik. Brüksel waffle'ına göre çok çok daha iyiydi, ama yine de poffertjes lezzetine sahip değildi. Yine yollara düşüp Almanya sınırından girdik. Sınıra çok yakın Monschau diye bir bölgeye geldik. Burası inanılmaz güzellikte küçük bir tatil yöresiydi. Nehir kıyısında sıralanmış çok güzel evler, oteller, dar ve güzel yollarda yürüyenler, bisiklete binenler, biraz ilerde orman yolunda yürüyüş yapanlarla doluydu. Baştan sona yürüyerek gezdikten sonra çok güzel bir yerde yemek yedik. Sonra arabamıza binip Köln'e gittik. Otelimiz geçen sene Paris'te kaldığımız otel zincirindendi. Çok beğendik. Şehir merkezine de çok yakındı. Heryere yürüyerek gidebildik. Yine eşyalarımızı otele bırakıp yürüyerek şehri gezmeye çıktık. Çıkar çıkmaz Lego dükkanı gördük. Ateş orda kendini kaybetti. Bayıldı. Bütün harçlığını orda harcadı. Dönüşte de evde uzun süre mutlu mutlu legolarıyla oynadı. Hala da oynuyor. Sonra yine yakındaki Dom Katedrali'ne gittik. İnanılmaz güzel ve görkemli bir binaydı. Eyfel Kulesi yapılmadan önce Avrupa'nın en yüksek binasıymış. Halen bir yerleri restore ediliyor. İçine girdik, çok güzeldi. Her tarafta vitraylar, mumlar ve tarihi eserler vardı. Çıkışta muhtemelen çok güzel olan bir Roma müzesi vardı, ama saat ve istek itibariyle oraya da giremedik. Otelimiz apart otel olduğu için kendimize yiyecek içecek birşeyler alıp geri döndük ve odamızda akşam yemeğimizi yedik. Ertesi gün Köln'e çok yakın bir eğlence parkı gezimiz daha vardı: Phantasialand. Acaip roller coasterlara bindik. Gerçekten inanılmazdı. Binmekte tereddüt ettiğimiz şeylere bile Ateş ısrarla binmek istedi. Winjas force and fear'lara Ateş üstüste 4 kez bindi ve hala da binmek istiyordu. Üstelik Cengiz bile artık binemez konumdaydı. Trenleri hem hızla yol alıyor, hem de kendi etrafında dönüyordu, inanılmazdı. Colorado yine acaip bir roller coaster idi. İki kez bindik. Ateş babasıyla acaip bir salıncağa bindi. Büyük bir labirente girdik. İnteraktif bir bombalama oyunundan tramboline kadar herşeye bindik. Çok eğlendik. Yordun argın odaya döndük, amacımız tekrar dışarıya çıkıp gezmekte. Ama biz odada uyuyakalınca plan suya düştü. Ertesi gün, bu gezideki tek müze ziyaretimiz olan çikolata müzesine gittik. Kakao ağacının özelliklerinden çikolata yapımına ve tadılmasına kadar herşeyi gördük. Tabi çocuklar buraya bayıldılar. Öğleden sonra da masal parkı diye bir yere gittik. Çok güzel bir ormanın içinde birçok masalı maketlerle canlandırmışlar. Kırmızı başlıklı kızdan, rapunsele, Hansel ve Gretel'den Bremen mızıkacılarına kadar pek çok masal evi vardı. Ancak biraz daha küçük yaşta çocuklara hitabediyordu ve masallar Almanca'ydı. Bu nedenle bizimkiler masallarla pek ilgilenmeyip etrafı gezdiler. Sonra tekrar şehre döndük ve yine gezmeye çıktık. Ertesi gün gezimizin yolculuktan önceki son günüydü. O günü yine Köln şehir merkezinde dolaşmaya ve biraz alışveriş yapmaya ayırdık. Dağıldık, gezdik, buluştuk, yemek yedik. Akşam otele dönüp çoook dağılan bavullarımızı toparladık. Sabah önce Düsseldorf'a, sonra da buraya yolculuk yaptık. Yolculuğun en son fotoğrafı havaalanında bavullarına sarılan çocukların fotoğrafı oldu. Bavullara biraz geç ulaştığımız için bulamayacaklarından korktular. Yaklaşık 1500 fotoğraf çektim. Bir o kadar da arkadaşlardan aldık. Yani bu gezimizi tekrar izleyebileceğimiz 3000 civarında fotoğrafımız oldu. 
Çok güzel bir geziydi. Çok gezdik, çok eğlendik. Ateş çok iyi bir performans gösterdi. Hiç yoruldum demedi. Ne kadar yürürsek yürüyelim hiç problem çıkarmadı. Çok memnun bir şekilde gezdi. Uzun yürüyüşlerimizde yolda bulduğu ağaç dallarıyla bile oyun kurdu. Zaten hep İpek'le birlikte olduğu için de hiç sıkılmadı. 
Lilypie Kids Birthday tickers