İstanbul gezimiz İpekler, Toprak Efeler ve biz, şeklinde 3 ailenin katıldığı bir gezi oldu. Böyle olduğunda çocuklar çok güzel zaman geçiriyorlar ve ne kadar uzun olursa olsun yürümeye laf etmiyorlar. İlk gün sabah erkenden kalkıp havaalanına gittik, saat 11 gibi İstanbul'daydık. Önce otellere uğrayıp bavulları bıraktık, ardından vakit kaybetmeden gezmeye başladık. Oteller zaten Taksim'deydi. Şampiyon kokoreçte öğle yemeği yedik, sonra funiküler ve vapura binerek Anadolu yakasına geçtik ve oyuncak müzesine gittik. Bu arada çocuklar bir gün içinde araba, uçak, vapur, funiküler gibi pek çok ulaşım aracına binmiş oldular. Oyuncak müzesi özellikle büyükler için nostaljik ve güzel bir yerdi. Orda Ateşler'in okulundaki müdür yardımcısı ve ailesi ile karşılaştık. Ateş bol bol fotoğraf çekti. Çok beğendik. Sonra müzeden çıkıp yürüyerek etrafı dolaştık. Bağdat Caddesi'nde yürüdük, tekrar vapura binip Taksim'e döndük. Akşam yemeği için Karaköy Namlı'ya gittik. Yemekten sonra İstiklal Caddesi'nde gece boyu dolaştık, otellere döndük.
Ertesi gün Vialand günüydü. Önceden biletimizi almıştık. Disneyland, Phantasyland ve Moviepark'tan sonra Vialand nasıl olacak diye merak ediyorduk. Gayet güzeldi, beğendik. Zamanla daha çok aktivite olur diye düşünüyorum. Bu sene yeni açılan bir roller coaster vardı ki, acaip birşeydi. Adı nefeskesen idi. Gruptan Cengiz ve Ateş dışında kimse binmek istemedi. Felaket görünüyordu, binenler çığlık çığlığa bağırıyorlardı. Ateş'in binmesini önce engelledim, sonra çok istediği için izin verdim. Ama çok korktum. Acaip şekiller alıyordu ve çok hızlı gidiyordu. Dünyanın en heyecan verici 4. roller coaster'ı imiş. Sadece F1 pilotlarına ve Formula 1 sürücülerine binen 4G yük biniyormuş nefeskesene binenlere. Ateş gayet mutlu indi, ama Cengiz'in söylediğine göre gerçekten çok anormal birşeymiş. Neyse bizimkiler sağ salim indi de kurtulduk. Fotoğrafta nasıl birşey olduğu tabi ki net görülmüyor. İnen gençlerden ağlayanlar, kusanlar, dengesi bozulanlar bile vardı. Ben Ateş'i nasıl bindirdim, hala inanamıyorum.
Nefeskesenden sonra Viking adında ıslatan bir roller coaster'a bindik, yine oldukça hızlı bir tanesine daha bindik, çok keyifliydi. Arada birçok aktiviteyi değerlendirdik. Ama haftaiçi olduğundan sıra beklemediğimiz için öğleden sonra vialandi bitirdik. Aslında ertesi gün için gitmeyi planladığımız İstanbul Akvaryum'a gittik. İyi ki de gitmişiz, ertesi günün programı çok sıkışıktı. Akvaryum gerçekten inanılmaz güzeldi. Dev gibi balıklar, inanılmaz temiz ve bakımlı akvaryumların içinde yaşıyorlardı. Çocuklar sesli rehber aldılar, bol bol fotoğraf çekip anlatılanları dinleyerek çok iyi vakit geçirdiler. Akşamüstü İstiklal Caddesi gezisi sonrasında bir pidecide oturup yemek yedik.
Bir sonraki gün tarihi eser gezme günümüzdü. Kahvaltımızı bir önceki gün olduğu gibi, Sütiş'de subörekli, omletli, menemenli bir şekilde yapıp yine yollara düştük. Önce Yerebatan Sarnıcı'na girdik. Gezdik, fotoğraf çektik, ben önceden hazırladığım tarihi bilgileri anlattım çocuklara. Ordan çıkıp hemen yakındaki Ayasofya Cami'sine girdik. Sonra da Topkapı Sarayı'nı gezdik. Oldukça büyük, gezilecek alanı çok olan bir saraydı. Ben ilk ikisini daha önce ziyaret etmiştim. Topkapı Sarayı gezisi benim için de ilk oldu. Orda özellikle kaşıkçı elması Ateş'in çok ilgisini çekti. O zamanlar şöyle yapılıyormuş, böyle yaşanıyormuş, diye konuştuk bol bol. Bahçelerdeki lalelerin fotoğraflarını çektik. Ordaki tarihi Sultanahmet Köftecisi'nde güzel bir öğle yemeği yedik. Starbucks'ta oturup biraz dinlendik. Akşamüstü İstiklal Caddesi gezisi sonrasında Çiçek Pasajı'nda keyifli bir yemek yedik.
Son günümüzde kahvaltı sonrasında Koç Müzesi'ne gittik. Bir önceki İstanbul gezimizde gitmiş ve çok beğenmiştik. Bazı yerleri aynıydı, bazı yeni yerler eklenmişti. O zaman Ateş anasınıfına gidiyordu. O, daha önce geldiğimizi pek hatırlamadı. Diğer grup üyeleri de görmemişlerdi, iyi oldu. 3-4 saat orda gezdik. Ateş ve İpek'le birlikte denizaltı gezisine katıldık. Nostaljik tren gezisi yaptık. Her bölgeyi gezmeye çalıştık. Herşeye rağmen çocukların ilgisini en çok kocaman baloncuk yapma bölümü çekti. Öğleden sonra ordan çıkıp Ortaköy'e gittik. Deniz kenarında kumpir ve waffle yiyerek karnımızı doyurduk. Orda bir süre oturup dinlendik. Sonra etrafta biraz yürüyüş yapmak istedik. Yürüdük, sonra taksiyle Bebek'e geçtik ve orda uzun, keyifli bir yürüyüş yaptık. Çok güzel bir konumu ve manzarası olan Starbucks'ta oturup iyice dinlendik. Sonra yürüyüşe devam ettik. En sonunda Taksim'e geri döndüğümüzde iyice geç vakit olmuştu. Bol beslenmeli İstanbul yemek listemize bir de ıslak hamburgeri ekledik. Yedik ve otelimize döndük. Ertesi sabah dönüş yoluna geçtik. Öğleden sonra eve vardık, günün geri kalanını dinlenerek geçirdik.
İstanbul'da kaldığımız yer, Taksim meydanına çok yakın dar ve yokuşlu sokakların birinde, oldukça küçük bir daireydi. Miniminnacık bir odaydı, odada sadece yataklara ve küçücük bir mutfağa yer vardı. Ama malzemeleri düzgündü, iyi yapılmıştı. Bizim için değişik bir tecrübe oldu.
Bir gezi daha böylece sona erdi. Darısı diğer gezilere...




