Çarşamba, Aralık 26, 2007

Yılbaşı Ağacı


  • İşte yılbaşı ağacımız. Birkaç hafta önce almıştık. Aslında Pelin burdayken kuracaktık, ama bir türlü olmadı. Neyse, dün akşam, tahmin ettiğimden daha uzun sürede ağacımızı kurabildik. Ateş önce "istemiyoyum, istemiyoyum" dese de sonra ışıklar yanıp sönmeye başlayınca çok sevdi.

  • Pelin burdayken olanları bir türlü yazamadım. Bir gün Pelin, Ateş'in sorduğu şeyleri (oyun gereği) bilmediğini söyledi. Ateş de ona "koskocaman Pelin Teyze olmuşsun, hiçbişey bilmiyosun" dedi. Çok güldük. Bir başka gün de "Pelin, hayvanlayı da mı bilmiyosun" diyerek aşağılamış. Pelin'e ilk günlerde teyze derken, sonradan direk Pelin demeye başladı. Abisine Kaan, babasına da bazen Cengiz diyor.

  • Bir hafta hem Pelin hem biz evdeyken Ateş'in keyfi çok yerindeydi. Cumartesi gecesi Pelin gitti. Pazartesi sabahı ben giderken çok zor oldu. Hem benim için, hem onun için.

  • Bu akşam eve geldiğimde bana "seni çok sevdim" dedi, öptü. Ben de onu öperken ablasını sevmediğini söyledi (aslında gayet iyi anlaşıyorlar). Ablası üzüldü, "hani gündüz beni de sevdiğini söylemiştin" dedi. Bu sefer de Ateş "gündüz seni seviyoyum, gece de (eliyle bizi göstererek) onlayı" diyerek onun da gönlünü aldı.

  • Dün sabah, ağaçtan üç muz toplayan maymun Boots'u izledik Ateş'le. Ben de "aynı anda üç muzu nasıl aldı" dedim öylesine. Ateş, "sacede iki eli vay, onun için üçüncüyü kuyyuğuyla aldı tabi" diyerek durumu açıkladı.

  • Aşağıdaki fotoğrafta Ateş'in ilk araba çizimi var. Tabi Ateş'ten de başka birşeyi çizmesi beklenemez. Ben fotoğraf çekene kadar o silmeye çalıştığı için birbirimizle yarıştık. Fotoğrafta pembe bir pense görülüyor. Onu Ateş zor açılan kalem kapakları için kullanıyor.

Çarşamba, Aralık 19, 2007

Galerici Bey

Baba: Galerici Bey, sizde Passat bulunur mu?
Galerici Bey (Ateş): Evet.
B: Hangi renkler var?
A: Siyah vay, beyaz vay, yeşil vay, tuyuncu vay, mavi vay.
B: Hah, ben yeşil renk isterim.
A: Mavi yenk çok güzel.
B: Yok, ben yeşil istiyorum.
A: Yok mavi yenk ayaba al.
B: Hayır, yeşil olsun.
A: Ama senin gözünün tam oytasındaki renk mavi.
B: E peki, gözümün ortasındaki renk değil de, kenarındaki beyaz renkten olsun bari.
A: Yok yok mavi oysun araba.
Anne ve Pelin Teyze, kenarda kahkahalarla gülerler.
*Bu çocuk gerçekten arabalarla ilgili bir iş yapacak herhalde.

Pazartesi, Aralık 17, 2007

Sayı Dansı

  • Bizimki son günlerde buzdolabının önünde kendini seyrederek "sayı dansı" yapıyor. Herbir sayının bir dansı var. Örneğin, "5 dansı yapım mı" diye soruyor, yap deyince de acaip hareketli bir dans yapıyor, beni gülmekten öldürüyor.
  • "Beşgen (ya da onaltıgen-herhangi bir sayı) ne demek" diye soruyor. Ben de "beş kenarı olan şekil" diye yanıt veriyorum. Birkaç gün önce peluş köpeğiyle oynarken "anne, köpüşgen ne demek" diye sordu. Ben ne demek istediğini anlamadım, "sen söyle, ne demek" diye kendisine yönelttim. "Köpüş kenayı olan şekil" diye gülerek cevap verdi, meğerse espri yapıyormuş.
  • Cumartesi gecesi Pelin teyzesi geldi, mutlu mutlu oynayıp zaman geçiriyorlar. Pelin teyzesi Ateş'e kocaman bir Dora almış.

Pazartesi, Aralık 10, 2007

Bu Sabah...

Bizi çok güldürdü Ateş. Sabah ona hazırladığım kahvaltıyı beğenmedi. Yemeyeceğini söyledi, böyle zamanlarda saygı duyuyorum, zorla yedirme gibi bir isteğim hiç olmadı. Tamam dedim. Babası "rafadan yumurta, yani sulu yumurta yer misin" diye sordu. Ateş de "suyu yumuyta olmaz, sacede suyu boya oluy" diyerek babasını düzeltti. Sonra ilk hazırladığım kahvaltıya bir şans verdi ve biraz yedi. Artık öğle yemeği zamanında iyice acıkır ve yer herhalde.
İkinci konuşma, çorap giydirme işlemi sırasında gerçekleşti. Çekmeceden bir çift çorap alıp giydirmek istedim. Ateş, "anne, benim üç ayağım yok, iki ayağım vay" dedi. Önce ne demek istediğini anlamadım, ama sonra baktım ki, yanlışlıkla alttaki çorap çiftinden de bir tane almışım. Yani elimde üç tane çorap var.

Perşembe, Aralık 06, 2007

Ateş ve 165 Yaşındaki Annesi

Bu fotoğraf yaklaşık 2 saat önce çekildi. Artık isyan ettim. Ateş'in bütün fotoğraflarını ben çektiğim için birlikte fotoğrafımız yok denecek kadar az. Babasıyla bir dolu fotoğrafı var. Akşam koridorda birbirimizin boyunu ölçerken Cengiz'den fotoğraf çekmesini istedim.
165 yaşındaymışım ben. Ateş yaşımı çok iyi bildiği halde inatla benim 165, babasının da 65 yaşında olduğu konusunda ısrar etti. Neyse ki kendisi 2.5 yaşındaymış.
Tatlı inatçı minik şu anda uyuyor. Ben ise onu uyutup yeniden kalkabildiğim çoook nadir zamanlardan birini -yine oğlumla ilgili işler yaparak- geçiriyorum.

Çarşamba, Aralık 05, 2007

Uf Olmadan Ağlamak

  • Bu, Ateş'in bizim dilimize kazandırdığı bir tanım. Hani ancak uf olunca ağlanır ya, bazen birşeye canı sıkılırsa, yapmak istediği birşeye izin vermemişsek, "ben uf olmadan ağlıycaam" diyor ve ağlamaya başlıyor.
  • Babası ona "sen kimin çocuğusun/kuzususun/oğlusun" diye soruyor. Ateş her defasında hiç duraksamadan "annenin" diye yanıtlıyor.
  • Son günlerde gece uyku arasında bana sırtını kaşıtıyor. Gece "anne, sıytımı kaşı" sesiyle uyanıyorum (kendisi de uyuyor bu arada) ve bıraktığımda tepki vermeyene kadar sırtını kaşıyorum.
  • Peluş hayvanlarla ve kuklalarla oyunlarımız son sürat devam ediyor. Herbir hayvanına isim takıyor, babası ve ben sürekli olarak onları konuşturuyoruz.

Pazar, Aralık 02, 2007

Haftasonu

Cuma akşamından beri oğlumla başbaşaydık, bugün ise abisi ve babası da vardı. Benim sırtımda ciddi bir ağrı olduğu için cuma akşamını ve cumartesinin büyük bölümünü evde geçirdik (dışarda mutlaka kucağıma geliyor). Yeni aldığımız ve daha önceden var olan çok sevdiğimiz masal kitaplarını okuduk. Bu sıralarda en çok "ev faresi ile tarla faresi" isimli masalı seviyor. Peluş hayvanlar ve kuklalarla tiyatrolar yaptık. Bütün hayvanlar sırayla banyo yapıyorlar, Ateş'in "ças" adını verdiği köpeği herkese banyo sonrası havlu getiriyor. Bu arada ben sürekli olarak kuklaları konuşturuyorum. Biskayayda Dora ve fareli oyunu oynadık (çok güzel oynuyor).
Cumartesi günü önce oyun okuluna gitmeyelim diye tutturdu, başka bir oyun oynuyordu. Mecburen okula telefon edip gelemeyeceğimizi söyledim. Sonra fikir değiştirdi ve Nur Öğretmen'e ceviz götürmek istediğini ve okula gitmek istediğini söyledi. Okulu yeniden aradık, ama öğretmeni eve gitmişti. Çok üzüldük. Gelecek haftalarda istemiyorum dese bile Ateş'i ikna etmeye karar verdim. Neyse, evde kaldık, öğle uykusundan sonra biraz jetonlu oyuncaklara gittik, klasik otopark gezimizi yaptık (hangi araba ne marka, ne model). Evimize döndük.
Bugün -dün gece geç yattığı için- geç uyandı Ateş. Öğlen yemeğimizi deniz kenarında bir balık lokantasında yedik. Ateş hem oyun parkında sallandı, hem de denize taş attık beraber. Sonra sirke gittik. Bu Ateş'in hayatında gittiği 3. sirk (aslında benim de). Başlarda merakla izlemesine rağmen sonra sıkıldı, mızmızlandı, ama aslında sirk gayet güzeldi. Neyse 2 saatin sonunda eve geldik, evini çok seven minik bayıla bayıla evdeki oyuncaklarıyla oynadı. Öğle uykusu uyumadığı için de erkenden uyudu.
Lilypie Kids Birthday tickers