- Rutin göz muayenesine gittik cuma günü. Sağolsun Ayça Teyze Ateş'i muayene etti. Çok şükür, yine numaralarda bir ilerleme olmamış. Aynı gözlükle devam edebilirsiniz, dedi. Ama camlar çizik olduğu ve çerçevesi eskidiği için yeni çerçeve aldık. Göz muayenesine gittiğimizde, ara ara kulaklarının tıkandığından şikayet ettiği için bir de kulak muayenesi oldu. Kulaklarında buşon (kulak kiri) varmış Ateş'in. Cumadan beri gliserin damlatarak yumuşatıyoruz, yarın okul randevusundan önce yine kulak muayenesi olacak, yarına kadar çıkmayan kirleri de çıkaracaklar.
- Yazmayı hep unutuyorum: Son haftalarda Ateş yatarken yanına mutlaka kocaman peluş köpeği ile yine kocaman peluş palyaço balığını (Nemo) alıyor. Birkaç gecedir küçük bir peluş köpek daha eklendi bu kalabalığa. Gece uyanıp bizim yatağa geliyorsa bunların hepsini toparlayıp getiriyor beraberinde.
- Piyano dersimiz çok çok iyi gidiyor. Öğretmeninin söylediğine göre çok yetenekliymiş. Konservatuvara verebilirsiniz, diyor, ama biz bunu düşünmüyoruz. Bizim amacımız bu şekilde derslerle işi gidebildiği yere kadar götürmek.
- Yarın ilkokul için ön kayıt yaptırmaya gideceğiz. Gerçekten heyecanlıyım. Bu sefer Ateş de bizimle gelecek. Okul öyle istiyor. Dün; okulda hergün eşofman yerine pantolon giyeceğini duyunca canı sıkıldı Ateş'in. Doğduğundan beri hep çok rahat giysiler giydirdim ona tabi ki. Hep eşofman ya da fermuarsız rahat pantolonlar giydi. Zaten kendisi de başka birşey giydirmek istersem tepki gösteriyor. Neyse okul kıyafetine de alışacağız elbette.
- Cumartesi günü Mehmet Eren'le çook eğlenceli bir tenis dersi yaptılar. Sonra da bol bol oyun oynadılar açık havada. Dün ise havayı açık görünce çocukları lunaparka götürdük. Korku tüneli, elma kurdu ve trambolinde eğlendiler.
Pazartesi, Şubat 28, 2011
Haberler
Perşembe, Şubat 17, 2011
İlkokul
Neler yaptık:
- Dün ilkokul için ilk girişimimizi yaptık. Göndereceğimiz okul senelerdir belli olduğu halde, yine de okulun tanıtımına gittik. İyi ki de gitmişiz. Merak ettiğimiz bazı şeyleri öğrendik. Yakında Ateş'le birlikte gidip kaydımızı yaptıracağız. O kadar heyecanlıyım ki anlatamam. Oğlum artık ilkokul öğrencisi oluyor. Dün okulda 1. sınıf çocuklarını görünce bile gözlerim doldu, içlerinde geçen sene Ateş'in okulundan olanlar var. Ateş de okul giysisi giyip, o sıralara oturacak diye içim içime sığmıyor. Umarım iyi bir seçim yapmışızdır. Umarım Ateş ufkunu açıp, gerçekten iyi ve yeni bilgilerle donanacağı, onun için en iyi olacak eğitimi alır. Amacım hiçbir zaman sınavlarda çok başarılı olması değil, okuldan alabileceklerini en verimli bir şekilde alması, bilgiye nasıl ulaşacağını öğrenmesi, okuldan keyif alması, ezberlemesi değil, öğrenmesi...
- Geçtiğimiz hafta içinde 2 günlüğüne Ankara'ya gittik. Çoook gezdik, çooook yorulduk. Çocukları Anıtkabir'e, buz patenine, bilim merkezine ve oyuncakçılara götürdük. Gezdiğimiz yerleri çok beğendiler, ama arada -özellikle Ateş- çok yoruldular. Ateş sürekli kaldığımız yere dönmemiz için mızıklandı. Öyle ki, babaanneme, halalarıma, kuzenlere, arkadaşlara uğrayamadım bile. Çocuklarla çok zor. Kendim ayrıca gideceğim, ziyaretlerimi rahatça o zaman yaparım diye düşünüyorum. Yol ise iyi geçti, abisiyle sürekli spiderman oynadılar.
- Döndüğümüzde evden hiç çıkmak istemedik. Ateş okul arkadaşlarını çok özlemiş. Okul başlayınca sevindi.
Pazar, Şubat 06, 2011
Çocuk Satmak
Dün üçümüz evden çıktık, yürüyerek dolaştık biraz. Biraz dediğim toplamda 4 saat sürdü. Ama bir kez öğle yemeği yemek için, bir kez de kahve-tatlı seansı için oturduk. Ateş ilk yarıda çok mızıklandı, sürekli yorulduğunu söyledi. Ama biraz dayanıklı olması konusundaki konuşmalarımızla eve dönerken nerdeyse hiç şikayet etmedi. Etrafta benim farkında bile olmadığım bazı şeylerin fotoğrafını çekti. Eve döndüğümüzde epeyce yorulmuştuk. Bugün de hep ev keyfi yaptık. Dün dışarda yürürken işyerinden bir arkadaşımızla karşılaştık. Arkadaşın büyük çocuğu yanındaydı, küçüğü de arkadaşlarıyla beraber sinemaya "sattığını" söyledi. Sonra ayrıldık. Birazdan Ateş bize çocuğun neden satıldığını sordu, belli ki konu onda bir endişe yaratmış. Biz de kahkahalar içinde terimin gerçek anlamıyla kullanılmadığını ona anlatmaya çalıştık.
Arka plandaki fotoğrafı birkaç ay önce Ateş çekmişti.
Arka plandaki fotoğrafı birkaç ay önce Ateş çekmişti.
Perşembe, Şubat 03, 2011
Bugünlerde...
- Geçen cumartesi Zeynep Sara'nın, salı akşamı da Ilgın'ın doğumgününe gittik. Her ikisine de beanzlerden aldık.
- Sabahları biraz zor uyanmak haricinde Ateş'in bir derdi yok. Okulda tatil nedeniyle ilkönce çocuk sayısı azaldı, ama sonra yine normale döndüler. Okulda çok iyi vakit geçirdiğini söylüyor hep. İki gün önce bana "anne, ben servisle nasıl gidileceğini biliyorum, ama nasıl eve dönüleceğini bilmiyorum" dedi. Ben de ona, ilkokula gidince benim onu evimizin otoparkında bekleyeceğimi, servisten inince onu alıp evimize gireceğimizi anlattım. Kafasındaki endişeleri hep böyle bana söyler umarım.
- Bugün yeniden piyano dersine başlıyoruz, bu sefer okulundaki müzik öğretmeniyle. Yine ısrarla piyano öğrenmek istediğini söylüyor çünkü. Bu akşamki dersten sonra babayla cafe b....'de buluşup birlikte yemek yiyeceğiz.
- Bir aksilik çıkmazsa önümüzdeki hafta Ankara'ya gideceğiz. Abi de bizimle olacak. Çocukları Ankara'da güzelce gezdiririz, diye düşünüyoruz.
Salı, Şubat 01, 2011
Gözleri Dinlendirmek
Dün akşam nisbeten erken bir saatte (8.00 civarı) uykusu geldi Ateş'in. Normal, çünkü haftasonu olunca geç yattı hep. Sabah da okul için erken kalkınca uykusu geldi. Bana, "anne yatağıma gidelim, bana kitap oku, ben de biraz gözlerimi dinlendireyim" dedi (söylediğine göre bu terimi anneannesinden öğrenmiş). Hemen kabul ettim, çünkü uykuya ihtiyacı var. Meyvesini henüz yemediği için bir tabak meyve hazırladım, sütünü de aldım. Pijamalarını giydi, yatağa girdik. Felaket Henry'nin "Rahat Siyah Koltuk" başlıklı bölümünü okudum. Ateş bu arada meyvesini yedi, sütünü içti. Dinlerken ara ara kitap bitince kalkacağını söyledi. Neyse kitap bitti, rahat sıcak yatakta bir de kitap okuyunca benim uykudan gözlerim kapanmaya başladı. Fakat kitap biter bitmez Ateş yataktan fırladı, babasıyla lego star wars oynamaya gitti (Son zamanlarda bana da oynamayı öğretti Ateş. Bazen birlikte de oynuyoruz bu oyunları). Ancak ben dayanamayarak Ateş'in yatağında uyuyakaldım. Kalktığımda bizimkiler oyunu yeni bitirmişlerdi. Ateş gülerek bana "yuh anne, seninkine gözlerini dinlendirmek değil, resmen uyumak denir" dedi.
Cuma, Ocak 28, 2011
Kalıp
Bu hafta içinde Ateş'in okulunda şöyle bir faaliyet yaptılar: Çocuklar büyük boyutta kağıtların üzerine yattılar, öğretmenleri de kalemle çizerek onların kalıbını çıkardı. Bu kağıt pazartesi akşamı eve geldi. Ateş'le bizim görevimiz bu kalıbı Ateş'e benzeyecek hale getirmek, süslemek ve okula geri götürmekti. Kağıt geldiğinde Ateş zaten kendi gözlerini, burnunu, ağzını, kulaklarını çizmişti. Eve gelince de rengarenk çerçevesi olan bir gözlük çizdi kendine. O akşam evde artık giymediği eski giysilerinden bir sweatshirt, bir eşofman ve bir çift de çorap ayırıp kalıptaki Ateş'in vücuduna yapıştırdık. Ertesi gün saç yapmak için yün almam gerekti. Ama herşeyi çok çabuk unuttuğumu bilen Ateş, yün almayı unutmamam için bana bir liste hazırladı.
Fotoğrafta görüldüğü gibi listede YUN yazıyor. Ayrıca hazır alışverişe gitmişken alayım diye, yeni çıkan "beanz"lerden sipariş etti, BINZ yazdı. Bir paket de abisi için alayım diye 2PAKET yazdı, harflerin bir kısmı da ters, ama bu listeye bayıldım. Liste sayesinde ertesi gün unutmayıp alışveriş yaptım. Akşam evde yünden tek tek saçlar kesti (ben tuttum, o kesti). Güzelce yapıştırdık. Ayrıca kalıbı keserek kağıttan ayırdık. Beraber yaptığımız (çoğunu kendi yaptı) bu kalıbı çok beğendik. Kendisi de bir dolu fotoğraf çekti. Sonra okula teslim ettik.
Bugünlerde bir dolu video çekiyor. Özellikle kendi oyuncaklarıyla bir oyun kuruyor, sonra onları konuşturarak, savaştırarak ya da özel efektler çıkararak videolar çekiyor, sonra bize izlettiriyor. Babası da ben de videolara bayılıyoruz. Hepsi kayıtlı.
Pazar, Ocak 16, 2011
Hastalık Sonrası
Nihayet normale döndük. Geçen perşembeden beri tekrar normal rutin hayatımızın keyfini çıkarıyoruz. Çevremizde pek çok çocuk Ateş'le çok benzer hastalıklar geçirdiler. Biz de bu ağır gribin bir tür hayvan (domuz, kuş, vb) gribi olduğuna karar verdik. Neyse, geçti ve kurtulduk, ama dün akşam gelen abinin yine hasta olduğunu üzülerek öğrendik. Şimdi yine beraber mutlu mutlu oyun oynuyorlar, inşallah Ateş'e bulaşmaz, demekten başka elimden birşey gelmiyor.
Dün akşam Ateş'in "en iyi dostum" dediği Alberler bize geldi. Ateş zaten günlerdir Alber'i bekliyordu. Geldikleri andan gittikleri zamana kadar aralıksız çok güzel, sakin, kavgasız ve gürültüsüz oyun oynadılar. Abiyle de Alber'in ablası aynı sınıfta, ama onlar birlikte pek zaman geçiremediler. Biz de aileler olarak güzelce oturup sohbet ettik. Alber ilköğretimde de Ateş'le aynı okula gidecek, umarım aynı sınıfta olurlar. Zaten zaman çooook hızlı geçiyor. Ateş bu yıl içinde ilkokula başlayacak. Bunu birisine anlatırken kendi ağzımdan çıkanları duyduğumda bile inanamıyorum. Oğlum yakında ilkokul öğrencisi olacak.
Bu arada son zamanlarda Ateş, sınıf arkadaşı Miray'ın kendisini çok sevdiğini, sürekli kendisine sarıldığını ve evlenmek istediğini söylüyordu. Hatta uzun hastalıktan sonra ilk okula götürdüğüm gün, "anne, şimdi Miray üzerime atlayacak" diyerek beni çok güldürdü. Alber'in ablası da Alber'in evde "Miray Ateş'e aşık" dediğini anlattı. Bizimkinde kimseye karşı böyle bir istek görmedik şimdiye kadar, bakalım ilerde ne olacak?
Dün akşam Ateş'in "en iyi dostum" dediği Alberler bize geldi. Ateş zaten günlerdir Alber'i bekliyordu. Geldikleri andan gittikleri zamana kadar aralıksız çok güzel, sakin, kavgasız ve gürültüsüz oyun oynadılar. Abiyle de Alber'in ablası aynı sınıfta, ama onlar birlikte pek zaman geçiremediler. Biz de aileler olarak güzelce oturup sohbet ettik. Alber ilköğretimde de Ateş'le aynı okula gidecek, umarım aynı sınıfta olurlar. Zaten zaman çooook hızlı geçiyor. Ateş bu yıl içinde ilkokula başlayacak. Bunu birisine anlatırken kendi ağzımdan çıkanları duyduğumda bile inanamıyorum. Oğlum yakında ilkokul öğrencisi olacak.
Bu arada son zamanlarda Ateş, sınıf arkadaşı Miray'ın kendisini çok sevdiğini, sürekli kendisine sarıldığını ve evlenmek istediğini söylüyordu. Hatta uzun hastalıktan sonra ilk okula götürdüğüm gün, "anne, şimdi Miray üzerime atlayacak" diyerek beni çok güldürdü. Alber'in ablası da Alber'in evde "Miray Ateş'e aşık" dediğini anlattı. Bizimkinde kimseye karşı böyle bir istek görmedik şimdiye kadar, bakalım ilerde ne olacak?



