Pazartesi, Nisan 20, 2015

Ateş'in Sevdiği Şarkılar

Ateş'in bu sıralarda en çok sevdiği 3 şarkı şöyleymiş:
1. Eye of the tiger-Survivor
2. Animals-Maroon 5
3. Uptown funk-Mark Ronson

Haftasonu

Yine çok hızlı ve yoğun geçti. Cuma akşamı, kalabalık bir grupla arkadaşlarımızın evine gittik. Daha önceden tanıdığımız halde evlerine ilk kez gittik. Ağırlıklı olarak kız çocuklar olmasına rağmen 4 erkek çocuk da vardı ve Ateş onların en büyüğüydü. Önce sıkılırım, dedi; ama sonra çok eğlendi, hatta gecenin sonunda eve dönmek istemedi.

Cumartesi sabah tenise gittik. Sonrasında Ateş babasıyla dışardaki işlere gitti, ben akşam misafirimiz geleceği için eve yemek yapmaya döndüm. Ben yemek yaparken Ateş'le babası da işlerini bitirerek geldiler. Ateş'in evdeki minik serasına toprak almışlar, onu yerleştirdiler, hatta Ateş tohumlarını ekti. Bazı büyük saksıların topraklarını değiştirdiler. Ateş bütün gün çalıştı, çöp poşetlerini dışarıya çıkardı, yeni poşetleri yerleştirdi. Tohumlarını düzenledi. Akşama abisinden sonra İpekler ve Canlar geldiler. Ancak Ateş'in keyfi çok bozuldu. Çünkü uzun süredir oynadığı growtopia oyununda Kerem'le bir anlaşmazlık yaşadı. Çok üzüldü. Daha önce İstanbul'dan dönerken de olmuştu. Neyse bir şekilde anlaştılar, ama gecesi kötü geçti. Sonradan morali düzeldi ancak.

Pazar sabahı yine tenise gittik. Tenis sonrasında yemek yiyip İpek'le birlikte ödevlerini yaptılar. Sonra burda düzenlenen bir tenis turnuvasının finalini izlemeye gittik hep birlikte. Ateş de yakında turnuvaya katılacağı için maç ortamını ve kuralları görmesi açısından iyi oldu. Gerçi Türk tenisçi yenildi, ama olsun, biz de iyi oynayan rakibi alkışladık. Akşam ise klasik pazar akşamı gereklerini yerine getirerek gevşek gevşek yattık. 

Perşembe, Nisan 16, 2015

Müzik

Ateş son yıllarda popüler müziklere ilgi göstermeye başladı. En az 2 yıldır Shakira, Katy Perry, Michael Jackson şarkılarının birçoğunu, eye of the tiger, we will rock you gibi pek çok şarkıyı sözleriyle birlikte severek söylüyor ve dinliyor. Bazen banyo yaparken bile müzik dinleyerek keyif yapıyor. Dün akşam ise ilk kez Maroon 5'tan animals dinleyerek ödev yaptı. Birşey çalışırken müzik dinlemek benim hiç yapamadığım birşey. Ateş'in kendi kendine dün akşam çilek ve can erik yiyerek, müzik dinleyerek ödev yapması çok hoşuma gitti, ve buraya kaydetmek istedim.

Çarşamba, Nisan 15, 2015

Son Günlerde...

Haftasonu yine çok yoğun geçti. Cuma akşamı basketten geldi Ateş. Geç olduğu ve yorgun olduğu için ödev yapmadı. Cumartesi sabahtan tenise gittik. Ordan A......'ya, Ateş'in 3 arkadaşının birlikte yaptığı ortak doğumgününe gittik. Akşama kadar orda arkadaşlarıyla oynadı. Ordan yorgun şekilde eve geldik. Yemeğimizi yedik ve orjinalini izlediğimiz güldür güldür şovu bu sefer televizyonda izledik. Ertesi sabah yine tenis vardı. Sonrasında İpekler'e gittik. Ateş'le İpek bahçede biraz çalıştılar. Ateş'in tohum koleksiyonundan özenle seçtiği bazı tohumları ektiler. Akşamüstü eve döndüğümüzde hemen ödevlerini yaptı ve bitirdi.

Dün okulda bu senenin 3. ve son veli toplantıları vardı. Ateş hakkında öğretmenlerinden mükemmel şeyler duydum. Yine çok mutlu şekilde eve döndüm. Hem akademik, hem sosyal, hem de davranışsal açıdan çok çok iyi şeyler söylediler hepsi. İngilizce öğretmeni "top of the class", dedi. Çok şanslı bir anneyim ben :))

Salı, Nisan 07, 2015

Mini tatil

Geçtiğimiz hafta Ateş'in okulu tatildi. Biz de çarşamba-cumartesi arası bir İstanbul gezisi yaptık. Çarşamba öğlene doğru orda olduk. Otelimize yerleşip hemen yemek yemeye çıktık. Abisinin önerisiyle gittiğimiz shake shack'teki hamburgerleri Ateş çok beğendi. İstiklal Caddesi'nde yürüye yürüye (bu arada mısır, krokan, tarihi beyoğlu çikolatacısından çikolata alarak) otelimize döndük. Eşyalarımızı hızlıca yerleştirip miniatürke gittik. Önce helikopter simülasyonuna katıldık. Komik fotoğraflarımızı çektiler. Sonra elimizde broşürle tüm alanı gezdik. Bazılarını çok beğendik. Güzel bir mekandı. Ordan çıkıp nişantaşına gittik, benim bir süredir sosyal medyada takip edip çok merak ettiğim kantine gittik. Küçük ama güzel bir dükkandı. Cengiz ve Ateş yediklerini çok sevmediler, ama ben bayıldım. Tam bana göreydi. Ordan çıktık, taa ocak ayından biletini aldığımız Gülgür Güldür Şov'u izlemek için Beşiktaş Kültür Merkezi'ne gittik. Çok güzeldi. Koltuklarda biraz sıkışsak ve seyircilerin çok uzun konuşmalarından fenalık geçirsek de, şov çok güzeldi. Şimdi heyecanla o bölümün televizyonda gösterilmesini bekliyoruz. En sonunda gece 12 gibi otelimize vardığımızda yorgunluktan perişandık. 

Ertesi sabah, sütişte kahvaltı yaptık önce. Sonra Kabataş'a kadar yürüyüp Büyükada'ya gitmek için deniz otobüsüne bindik. Yolculuk bir saatten biraz fazla sürdü. Çok soğuktu, resmen donduk. Büyükada'ya varınca etrafı gezdik önce. Cengiz'in dedesinin evini bulduk. Cengiz küçükken yazları oraya gider, kalırlarmış. Sonra deniz kıyısında Alibaba Restoran isminde bir balıkçıda balık yedik. İnternette önerilen bir yerdi. Bu arada martılar dibimize kadar gelip bize poz verdiler. Sonra faytonla kısa ada turu yaptık (45 dakika sürüyor). Sonra yine yürüyerek dolaştık, tarihi Prinkipo dondurmacısından dondurma alarak yürüdük. Sonra vapurla Kabataş'a geri döndük. Ateş'in isteğiyle yine shake shack'e gittik. Sonra otele dönüp bayıldık. 

Cuma günü kahvaltımızı otelde yapıp hemen çıktık ve yine vialand'e gittik. Geçen sene de gitmiştik, ama Ateş de Cengiz de tekrar gitmek istediler. Açılış saatinde gittiğimiz için hiç kalabalık değildi. Ateş'in istediği herşeye ikişer kez bindik. Hatta Cengiz hiç istemediği halde Ateş'in ısrarıyla nefeskesene bindiler yine ikisi. Ben binmedim, onların video görüntüsünü kaydettim. Videoyu izlemek bile korkunç. Vikingte ıslandık, maceraperestte çığlık attık (daha doğrusu ben attım). Geçen sene binmediğimiz bazı üniteleri bu sene denedik. Sonuçta öğlen olduğunda Ateş hevesini almıştı. Ordan Ortaköy'e gittik. Güzel bir kumpir ve üstüne waffle yedik. Sonra Zorlu Center'a gittik. Orada dolaşıp ara ara bazı yerlerde oturup dinlendik. Akşam yine orda Jamie's Italian'da Cengiz'in kardeşi ve ailesiyle buluştuk. Geç saatlere kadar birlikte oturduk. Sonra istikamet otel. 

Cumartesi sabahı otele yakın olan Egg Burger'e gittik kahvaltı için, ama kapalıydı. Ateş'in isteğiyle shake shack'e gittik, ama orası da henüz açılmamıştı. İstiklal Caddesi'nden yürüyerek dönerken yine bir kumpircide kahvaltımızı yaptık. Otele dönüp eşyalarımızı aldık ve havaalanına gittik. Akşamüstü evdeydik. Güzelce dinlendik. Ateş, sadece üçümüz gittiğimiz için bu gezide sıkılacağından korkuyordu. Ancak hiç sıkılmadı, gayet iyi vakit geçirdiğimiz güzel bir gezi oldu.

Cuma, Mart 27, 2015

Fen Fuarı

Geçtiğimiz cumartesi günü Ateş'in arkadaşlarını eve çağırdık. Kerem ve iki Arda anneleriyle birlikte bize geldiler. Çocuklar büyük çoğunlukla Ateş'in odasında oynarken, biz de annelerle oturduk. Bir ara dışarıya futbol oynamaya çıktılar. Çok iyi vakit geçirip eğlendiler. 

Ateş ve Kerem'in ortak fen projesi olan "kuşlar"ın sunumu da dün gerçekleşti. İkisi birkaç kez biraraya gelip birlikte bir sunum hazırladılar. Son akşam Cengiz, büyük bir dal üzerine kuş maketlerini yapıştırdı. Çocuklar da ona yardım etti. Ben kuş şekilli kurabiyeler yaptım. Sabah okula ben bıraktım Ateş'i ve proje malzemelerini. Çünkü servisle gidilecek gibi değildi. Öğleden sonra da fen fuarına gittim. Pek çok aile de ordaydı. Bütün çocuklar sunumlarını standlara yerleştirmişlerdi. Pek çok standı dolaştım. Hepsi güzel sunumlar hazırlamışlardı. Ateş ve Kerem hem öğretmenlerine, hem diğer öğrencilere kuşlar konusunu anlattılar. Çok sabırlı ve düzgün bir şekilde sunumlar yaptılar. Başka sınıflardan bile öğrenciler geldi. Konuyu dinleyenlere kurabiyelerinden ikram ettiler. Çok güzel bir gün oldu. Ama aynı zamanda da çok yoruldular. Bugün bir haftalık bir tatile giriyorlar, ara karne alıyorlar. Çarşamba günü ufak bir İstanbul gezisi yapacağız.

Salı, Mart 17, 2015

İlk Büyük Okul Gezisi

Ateş geçen hafta ilk büyük okul gezisine gitti. Babası da onunla birlikte gitti. Başka anneler ve babalar da vardı geziye katılan. 4. sınıflara 4 günlük kayak gezisi olunca ve bu gezi onların ilk okul gezisi olunca bazı aileler çocukları tek başına bırakamamış, bizim gibi. Pazartesi sabahı erken saatte onları otobüse bıraktım. Yola çıktılar, öğlen gibi orda oldular. Otele yerleşip hemen kayak derslerine başlamışlar. Ateş'in, daha birkaç hafta önce ders aldığı hocaya denk gelmişler ve o da Ateş'i direk bir üst gruba almış. Zaten yer de aynı. Ateş keyifle kaymış. Hatta en tepeden bile hızla kaymış. Kayak, benim Ateş için hayal ettiğim bir spor olmadı hiçbir zaman. Ama olaylar bu şekilde gelişti ve kaymayı da öğrenmiş oldu. Neyse, ilerde bilmiyorum demez. Otele dönüşte havuza girmişler hep birlikte, üstüne banyo, akşam yemeği, yemek sonrası aktiviteler derken yorgunluktan perişan düşmüşler. Ama yine de birbirlerinin odalarına gidip akşam keyfi yapmışlar. Ateş, odada Kerem, Arda ve Albert ile birlikte kaldı. Babası ayrı bir odada kaldı. 

Ertesi gün de aynı şekilde kayak, havuz vb. ile geçmiş. 3. gün tipi başladığı için kayak iptal olmuş, daha iyi olmuş, çünkü bütün gün kızaklarla kaymışlar. Hatta yarışmalar düzenlemişler. Ateş birkaç kere birinci olmuş. Akşam bu sefer hamam ve sauna da eklenmiş. 4. gün tam döneceklerken yolların kapanması nedeniyle dönüş yolculukları ertelendi. Artık ailelerini özlemiş olan çocuklarda biraz moral bozukluğu olsa da, öğretmenleri bin türlü aktiviteyle onları oyalamışlar. Cuma öğleden sonra kavuştuk. Otobüsü bekleyen anne babaların hepsi özlemle çocuğunu beklerken, çocuğunu üniversiteye göndermeme kararı alanlar bile vardı :) (ben değil).

Burda ev bomboştu. Ateş'i çoooooook özledim. Bir evde baştan beri yalnız yaşanıyorsa dert değil, ancak ev çocuklu bir evse, çocuk bir yere gittiğinde tamamen boş ve anlamsız geliyor insana. Hatta evin dağılmaması bile insana kendini kötü hissettiriyor. Bu süre boyunca Ateş'le defalarca konuştuk. Hiçbirinde de onu ne kadar özlediğimi söylemedim (son gün hariç). Onun moralinin bozulmasını istemedim. Keyfi yerindeydi, kafasını anne özlemiyle karıştırmak istemedim. Zaten babası da yanında olduğu için Ateş çok eğlenceli ve keyifli geçirdi geziyi. Genel olarak otelle ilgili sorunlar oldu, hemen hemen herkesin yemeklerden barsakları bozuldu. Ama gezi çok güzel geçti. 

Geziden döndükten sonra Ateş'e bir daha okul gezisine gitmek isteyip istemediğini sordum. Kesin, giderim, hem de yalnız, diye cevap verdi. Babasının söylediğine göre kendi işlerini başarıyla halletmiş, grup kurallarına uyan, eşyalarına sahip çıkan, bavulunu başarıyla toplayan, uyumlu bir çocukmuş. 
Lilypie Kids Birthday tickers