Sabahları uyanıp boğuşuyoruz Ateş'le, oyunlar oynuyoruz. Sonra kalkıp kahvaltıya gidiyoruz. Sonra mutlaka babasıyla balık avına gidiyorlar (şu anda olduğu gibi). Avlanan balıklar temizlendikten sonra, duruma göre ya kumda oyun, ya bisikletle gezi, ya arabalarla oyun var sırada. Bütün gün oyunla geçiyor, bazen denize giriyoruz. Akşam yemeğinden sonra genellikle odada film izliyoruz oğlumla birlikte. Bu sıralarda Garfield filmlerine takmış durumda. Garfield ve Garfield 2 en favori filmlerimiz. Bunlar tümü animasyon olanlar değil, sadece Garfield animasyon, diğer bütün oyuncular gerçek. Ateş'e ve bana göre bu iki film, tümü animasyon olan Garfield'lara göre çok çok daha güzel. Diğerlerini birer kez izledik ve çok sıradan geldi bize, çekici değil. Neyse, film izlerken ya meyve ya da kuruyemiş yiyoruz. Sonra mutlaka "Şirin yuvaya gidiyor" isimli kitabımızı okuyoruz ve birlikte uyuyoruz.
Tabi ki arada Ateş'in yaramazlıkları da oluyor. Dün hem sabah hem öğle yemeğinde beni çıldırttı, çok yaramazlık yaptı. İnsanların içinde sürekli bağırdı, beni hiç dinlemedi. En sevmediğim şeylerden biri diğer insanların ortasında gürültü yapması, başkası yapsa ben çok rahatsız oluyorum. Ateş böyle yapınca tabi ki onu engellemeye çalışıyorum. Neyse bu davranışlarının cezasını gün içinde bir süre odada kalmakla ve o sırada istediği bilgisayar oyununu oynamamakla ödedi. Tabi ki birlikte odada kaldık. Ağladı, ama bunun hiçbir faydası olmayacağını söyledim kendisine. Ceza verdim sana, dedim. "Sen polis misin ki?" dedi bana. Neyse dün iki cezadan sonra kendine geldi. Bugün "evet yaramazlık yaptım" diyor.
Dün 5-6 saat kadar yağmur yağdı. Restoranın üstü kapalı ama çevresi tümüyle açık. Hemen yanımızda yağmur yağarken biz Ateş'le tavla oynadık, yemek yedik, araba yarıştırdık, bil bakalım kim (1-2-3 gözlü yaratıklarla) oynadık. Çok eğlenceliydi. Yağmurda bile dolaştı.
Artık "r" yi çok güzel söylüyor. Konuşurken nerdeyse tümüyle "r"leri söylüyor. Kendi kendine oldu, biz hiç uğraşmadık.
Plaka ilgisi de bütün hızıyla devam ediyor. Farklı plakalar gördüğünde "gitsin Edirne'ye, gitsin İstanbul'a, ....." diye konuşup duruyor.
