Pazartesi, Ekim 27, 2008

Haftasonu Maceralarımız

Cumartesi günü bir balıkçı teknesiyle balık avlamaya gittik. Daha önce gitmediğimiz bir yerdi, yani balık avlamak için gitmemiştik. Balık yemek için çok gitmiştik, ama ben en son Ateş doğmadan yaklaşık 1 yıl önce gitmiştim. Bizimkiler birkaç balık avladılar, sonra yemek yerken de masanın yanından avlamaya devam ettiler. Ateş dönerken yolda uyudu, dönüşte de yeni gözlüğünü alıp eve döndük.
Pazar günü öğle saatlerinde hamburger alıp Bilge-Deniz'in bahçesine gittik. Artık bahçede oturma sezonu açıldı, hava çok güzeldi. Ateş'le babası orda da balık avlamaya çalıştılar, ama bu sefer olmadı. Güzel bir gün geçirdik, çocuklar açık havada oynayıp eğlendiler.
Bugüne gelince sabah Ateş yine okula gitmemek için ağlamaya başladı, uzun süre de ağlamaya devam etti. Ben de okula götürmedim, evde kaldı, keyfi yerine geldi. Kendi deyimiyle "insan en iyi evinde rahat edermiş". Okuldan öğretmeni arayıp herkesin Ateş'i özlediğini, yarın mutlaka beklediklerini söylemiş. Bizimki de tamam demiş, ama yarın ne olacak hiç bilmiyorum. Cengiz'le en kötü olasılıkla bu seneyi de evde geçirir, diye konuştuk. Bu sefer de bütün yaşıtları kreşe ve çok çocuklu ortama alışmış olacağı için bizimki iyice bocalar mı diye korkuyorum. Ama bu sene de bu kadar zorla göndermek istemiyoruz ikimiz de.
Geçen hafta içinde Ateş'in söylediği ilginç cümleler:
Arabayla bir yerden dönerken tatlıcıya uğramayı teklif eden babasına: "E, baba sen de tatlıcıya takıldın, tatlıcı tatlıcı yeter artık."
Her akşam yaptığım gibi hadi banyoya dediğimde: "Anne sen de banyoya takıldın"
Biz birbirimizle konuşurken:"Çocuklaaaaar, siz ne konuşuyorsunuz?"
EK: Bu akşam alışveriş dönüşü yine tatlıcıya uğramayı teklif eden babasına: "Baba, ben de balıklara takıldım."
Lilypie Kids Birthday tickers