Bayram tatili öncesinde okula gayet iyi gitmeye başlamıştı. 30-40 dakika öncesinden okula gideceğimizi söylüyordum, o da ruhunu hazırlamış oluyordu. Uzun bayram tatilinin ardından bir türlü toparlanamadı. Her sabah olay var evde. Her sabah "okula gitmiyceeeem" diye ağlıyor. Onun yanında hiç taviz vermiyorum. Artık büyük çocuk olduğu için okula gitmesi gerektiğini söylüyorum. Büyüklerin işe, çocukların okula gitmesi gerektiğini anlatıyorum. Faydasız. Neden okula gitmek istemediğini sorduğumda "okul kötü" diyor. Neden kötü diyince de "orda oyun oynatıyolar, şarkı söyletiyolar, yemek yediriyolar" diyor. Anlaşılan evde yani kendi krallığında, sürekli onunla ilgilenildiği yerde hayatına devam etmek istiyor. Ama bu böyle gitmez. Bir sosyal hayatı ve arkadaşları olmalı.
Okula bırakırken iş çıkışı çok hızlı gelip onu alacağımı söylüyorum. Mutsuz ve çoğunlukla ağlayarak "çabuk gel" diyor ve zorla el sallıyor. Sonra benim bütün günüm mahvoluyor. Çok mutsuz ve sıkıntılı oluyorum. İş çıkışı almaya gittiğimde sabahki çocuktan eser olmuyor. Gülen eğlenen bir çocuğa dönüşmüş oluyor Ateş. Okul nasıldı diye sorunca o, i ya da k diyor. Babasıyla şifreli konuşmalar uydurdular. O orta, k kötü, i iyi demek. Dün bana "okul önce k idi, sonra Bartu gidince o oldu" dedi. Bartu Ateş'ten küçük ama galiba biraz yaramaz bir çocuk. Ateş'i itiyormuş, gelip onun yatağına yatıyormuş. O yüzden Bartu'yu hiç sevmiyor Ateş. Dün Ela diye bir arkadaşından bahsetti.
Dün okulda gözlüğü kırılmış. Nasıl çıkardıysa gözlüğü, ortadan ikiye ayrılmış. Zaten kontrol zamanımız gelmiş geçmişti. Bugünlerde yine muayeneye gidip yeni bir gözlük almamız gerekiyor.
Geçtiğimiz pazar günü benim bir toplantım vardı. Ateş ve babası da balık avlamaya gittiler, Ateş zaten rüyasında bile balık avladığını görüyor. Balıklar şu andaki en büyük ilgi alanı. Avladıkları balıkları yemiş, akşam evde çooook mutluydu.
