Salı, Ağustos 12, 2014

Gezi-2

Sigulda Riga'ya 50 km uzaklıkta geniş bir ormanın içinde yer alan bir bölge. Zaten bütün ülke ormanlık alan burda. Şehirlerarası yollar bile çok sık çam ormanlarıyla kaplı, boşta kalan bölgeler çim. Yollarda nadiren reklam ve tabela var, araç trafiği az. Yani buralardan inanılmaz farklı. Sigulda'da öncelikle Tarzan parkı diye bir yere gittik. Çocuklar ve aslında büyükler için gerçek bir tarzan gibi ağaçlar üzerinde tırmanma, atlama, zıplama vs. birçok aktivitenin yapılabildiği acaip güzel bir parktı burası. Bayıldık. Altı parkurdan birini Ateş, ikisini İpek tamamladı. Bellerinde güvenlik zincirleri ile gerçek aktiviteler yaptılar. Zaman olsaydı ben de deneseydim, diye düşündüm. Bundan başka çocuklar küçük botlarla bir pistten kaydılar. Hep birlikte teleferikle dağın tepesine çıkıp, tek kişilik roller coaster benzeri bir araçla aşağıya kadar kaydık. Burayı çoooook beğendik. Keşke daha fazla zamanımız olsaydı, diye üzüldük. Bütün zamanı burda harcayınca ordaki kale, şato vb. yi göremedik, ama olsun. Arabamıza binip geceyi geçireceğimiz Parnu'ya doğru yola çıktık. Parnu'da kalacağımız yer, eh idare eder diyebileceğimiz bir apart daireydi. Güzel tarafı kapının hemen önünde küçük bir çim alanın olmasıydı, ki Ateş bunu çok sevdi. Orda buldukları topla oyun bile oynadılar. Biraz Parnu'yu gezmeye çıktık. Burası da Jurmala gibi acaip geniş kumsalı olan bir tatil yöresi aslında. Ama pek gezecek yer yoktu. Biz de bu durumda mecburen bir yerlere oturup yemek yedik, oda önü bahçe partisi yapıp uyuduk. 

Ertesi sabah yine minik bahçemizde birer çay içip, Estonya Tallinn'e gitmek üzere yola çıktık. Öğleden sonra 2 gibi Tallinn'e vardığımızda kalacağımız yeri bulduk ve biraz çaba ve zaman sonrası yerleştik. Burda da apart daireler kiralamıştık. Ancak İpekler'le bizimki farklı apartmanlarda olnuş. Bunu önceden bilmiyorduk. Bizim dairemiz yürüyerek 10-15 dakika mesafedeydi. Neyse yerleşip yine yürüyerek yollara düştük. Bu sefer Tallinn'in eski şehir bölgesine geldik. En ünlü Belediye meydanına gittik. Burda 1422 yılından beri hizmet veren bir eczaneyi gezdik, bir kısmı müze olarak düzenlenmiş. Sonra etrafta yürüdük, sokaklar küçük, her bir sokakta farklı bir yapı var,çok güzel yerler gördük. Yemek yedik, özellikle bizim kaldığımız yere çok yakın olan Stockman'dan yiyecek birşeyler alıp, bu sefer İpekler'in dairesinde oda partisi yapmaya gittik. Birşeyler yedik, içtik, çocuklar oynadılar. Sonra sanki küçük bir kasabadaymışız gibi, yürüyerek evimize döndük. 

Sonraki sabah kahvaltılarımızı odalarımızda halledip bu sefer ayrıntılı gezmek üzere şehir merkezine gittik. Çarşamba günleri belediye meydanında kurulan pazardan ufak tefek alışveriş yaptık (Ege'nin çıngırağı gibi). Eski şehirin heryerini gezdik. Katarine geçidinden şehir surlarına, kısa bacak sokağından uzun bacak sokağına, katedrallerden seyir teraslarına kadar heryeri gördük. Tesadüfen önünden geçtiğimiz bir yerde (Le Chateau) çok beğendiğimiz yemekler yedik. Sonrasında Estonya Denizcilik Müzesi'ni gezdik, odalara döndük.

Bir sonraki gün yakın çevredeki bazı yerleri arabayla gezdik. Kadriorg bölgesine gittik, ufak bir parkı vardı, çocuklar oynadılar, cumhurbaşkanlığı köşkünü gördük. Sonra yine ünlü ve güzel bir deniz, denizaltı, savaş uçakları müzesine gittik. Cengiz'i ordan zor çıkardık. Sonraki planımız Estonya Açık Hava Müzesi'ne gitmekti, ancak bir anda bastıran yağmur yüzünden gidemedik. Orası geçen sene Hollanda'da gördüğümüz açık hava müzesine benzeyen şekilde, Ortaçağ Estonya evlerini, yaşamını anlatan bir müzeydi, ancak görmek bize kısmet olmadı. Onun yerine Lido'nun Tallinn'deki bir şubesini bulup yemek yedik. Çocuklar biraz oyuncak alışverişi yaptılar. Ertesi sabah erken saatlerde feribotla Helsinki'ye gideceğimiz için erkenden odalarımıza çekilip dinlendik. Odamıza gitmeden önce su ve yiyecek almak için uğradığımız Stockman'da Ateş, uzun süredir aradığı ve her yerde sorduğu papayayı buldu, çok sevindi. Onunla beraber, kiwano, karambola ve tamarillo da aldı. Fotoğraflarını da çektik tabi ki. Bu değişik meyveleri bavulumuzda evimize kadar taşıdık. Evde hem hepsinin tadına baktı (en iyisi papaya imiş), hem de tohumlarını ayırdı. Bu tohumlar büyük tohum kutusuna girecek. Anlaşılacağı gibi Ateş'in tohumlara olan ilgisi devam ediyor. 
Lilypie Kids Birthday tickers