Hiç bilmiyorum. O yüzden tekrar da olsa yazayım dedim. Balık aldığımız balıkçıların muhtemelen en kıymetli müşterisiyiz. Çünkü hem sık sık balık alıyoruz, hem de hiçbirini balıkçıya temizletmiyoruz. Hepsini evde babasının yardımıyla Ateş temizliyor. Pulları zaten tümüyle Ateş temizliyor. İç organ temizliğinde de babasından yardım alıyor. Bu durum hamsiler için de geçerli. Bu akşam iki gece önce oğlumun temizlediği hamsileri yiyeceğiz. Bu temizleme olayının üstüne direk banyoya girmek gerekiyor. Ortalık batıyor, ama hiiiiç önemli değil, çünkü Ateş çok seviyor.
Hastalığı sırasında 3 gün okula gidemedi, araya cumartesi pazar da girince 5 gün uzak kalmış oldu. Bu da; artık okul problemini çözen ve okula güle oynaya giden, hatta öğretmenini ne kadar sevdiğini anlatan Ateş'te eskiye dönüşü getirdi. Salı sabahından beri her sabah ağlıyor. Sebepsiz ya da çok eften püften şeylere uzun süreli ağlıyor. Bu da beni çok yıpratıyor. Sabah 1-1.5 saat birlikte iyi vakit geçirecekken ağlamalı avutmalı zamanlar yaşıyoruz. Okula gitmesinin kendisi için ne kadar iyi olduğunu bir bilse. Ateş büyüdüğünde kreşe gittiğini bile hatırlamayacak belki, ama ben hiç unutmayacağım.
Bu arada balıklarıyla arası iyi. Turuncu olanın adı, küçük turuncu akvaryum balığı; siyahınki de palamuttan küçük torik. Biliyorum biraz uzun ama, Ateş böyle isim koydu.
Cuma, Kasım 28, 2008
Pazartesi, Kasım 24, 2008
Kilden Balıklar ve Hastalık
İşte Ateş ve babasının kilden yaptıkları (daha doğrusu Ateş'in yapılacak balıkları seçtiği, babasının da yapıp maket boyasıyla boyadığı) balıklarımız bunlar. Şu anda salonun orta yerinde asılı duruyorlar. Ama misina ile asıldıkları için hemen ipleri birbirlerine karışıyor, Cengiz itina ile açıyor. Balıklar hala Ateş'in en büyük ilgi alanı olmaya devam ediyor. Şu anda balık konusunda Ateş kesinlikle benden çok şey biliyor, birçok balığı tanıyor.
Okula başlayalı yaklaşık 3 ay olmasına rağmen, hafif bir öksürükten başka hastalık geçirmeyince çok sevinmiştim ki; geçen hafta Ateş ağır bir viral hastalık geçirdi, hatta halen geçiriyor. Önce ateş yükselmesi başladı, sonra da ishal. Ama nasıl bir ishal, çocuk tuvaletten kalkamıyor. Haftasonu gece uykusunda bile 8-9 kez uyanıp kaka yaptı. Dün doktorumuz Selda teyzenin önerisiyle barsak florasını yeniden düzenleyecek bir ilaca başladık. Bugün daha iyi. Geçen perşembeden beri okula gitmiyor. Bugün gider diye düşünmüştüm ama daha hazır değil. Umarım yarın gidebilecek konuma gelir. O kadar yorgun oluyor ki, kucağımda uyuyakalıyor, yatağına gidince kitap seçiyor okumam için, ama yatar yatmaz uykuya dalıyor. Sürekli karnını ovduruyor bana. İştah sıfıra indi, kilo verdi hemen. Neyse acısını çıkarırız yakında. Söylemesi ayıp ama, kakayı katı göreceğim zamanı iple çekiyorum.
NOT: Cumartesi çok kısa bir süre dışarı çıkarak (ishal sebebiyle) ikişer tane fanus balığı aldık Ateş'e ve abisine. İkisi de söz verdi, kendileri yemeklerini verecekler. Ateş çok hevesli ve istekli. İki gündür yemeklerini veriyor. Böyle giderse akvaryum alırız diye konuştuk babasıyla. Abisi de annesinin evine götürdü, orda bakacak.
Pazar, Kasım 16, 2008
Haftasonu
Dün N.....'ya gittik, burası deniz kenarında bir grup balık lokantasının olduğu bir yer. Bir yandan yemek yiyip bir yandan da denize olta atılabiliyor, ki bizimkiler öyle yaptı. Birkaç hafta önce de aynı yere gitmiştik. Ateş orda lokantanın sahibinin oğlu Mehmet'le arkadaş olmuştu. Dün hemen birbirlerini hatırladılar ve birlikte oyun oynadılar. Akşamüstü Toprak Efe geldi. Ateş, Toprak Efe'yi sevme konusunda Kaan'la yarıştı.Bugün birazdan Bilge-Deniz'in bahçesine gideceğiz. Hava çok güzel, yararlanmak lazım.
Okulda şarkılar öğreniyor, bize söylüyor. Bir tanesi şöyle:
Arabam geliyor,
Düdüğünü çalıyor, düt,
Lastik patladı, pat,
Şoför atladı, at,
İçindeki şişkoların göbeği de patladı, pat.
Süper söylüyor, bayıldık. Ama bir türlü kameraya kaydedemedim. Kamerayı görünce direk kaçıyor. Gizli kamera yapayım dedim, ama olmadı.
NOT: Alttaki yazıda bahsettiğim balıklar yapıldı, boyandı. Şimdi salonun orta yerine asıyorlar, fotoğrafını çekip en kısa sürede buraya koyacağım.
Çarşamba, Kasım 12, 2008
Yürüyerek gidilmez ki!
- İki akşamdır Ateş babasıyla kilden balık yapıyor. Daha doğrusu babası yapıyor, Ateş de bayılarak izliyor ve babasına hangi balığı yapmasını istediğini söylüyor. Bu akşam yaptıkları balıkları boyamak için maket boyası gerektiğini söyledi Cengiz. Ateş'e "hadi yürü gidelim de maket boyası alalım" dedi. Ateş "nerden alıcaz" diye sordu. Babası da bir alışveriş merkezindeki oyuncakçıya gideceklerini söyledi. Bunun üzerine Ateş "taaa oraya kadar yürüyerek nasıl gidelim" diye babasına kızdı. Neyse, sonra bunun bir deyim olduğunu, tabi ki oraya arabayla gideceklerini söyledik de ikna oldu.
- İki akşam önce "büyüyünce ne olacaksın" diye soran apartman görevlisine "balıkçı" diye yanıt verdi.
Pazartesi, Kasım 10, 2008
Ateş'in Kararları
Fotoğraf Ateş'in kendi yaptığı mumları yaktığı akşamdan. Bu aralarda her türlü faaliyet hızla yapılıyor. Şöyle bir baktım da son yazılarda hep okuldan bahsetmişim. Ama çok normal. Ateş'in ve dolayısıyla benim hayatımızda çoook önemli bir aşamaydı. En son ağlamıyor diye yazdığımdan beri ağlamıyor. Neyse ki, -bu sene göndermeyelim- fikrinden çabucak vazgeçmişiz. Cuma günü, bir gün önceki tiyatronun üzerine Atatürk Evi'ni ziyaret ettiler. Yine servisle gitti tabi. Öğretmenlerin söylediğine göre bütün çocuklar servisle yolculuk yapmayı çok seviyorlarmış. Ama Ateş'i ilkokula kadar hep ben götüreceğim ve alacağım. Aksini hiç düşünmüyorum. Sonra zaten bütün öğrenim hayatında servise binecek, bari şimdilik ben götüreyim.
Neyse, Ateş'in kararlarına gelelim. Bu sabah, iki günlük tatilin üzerine ağlar diye tahmin ediyordum, ama hiç ağlamadı. "Artık okula gitmiycem diye hiç ağlamıycam, annemi özledim diye hiç söylemiycem" dedi. Ben de, hiç ağlamama kararına çok sevindiğimi, artık tam bir abi gibi davrandığını, ama isterse annemi özledim diyebileceğini, bunun hiç de kötü birşey olmadığını söyledim. Sabah ben banyodayken ablasına "annemi üzmemek için okula gidiyorum" demiş. Yani galiba bu aşamayı atlattık. Okula gitmesini çok istiyorum. Hem ben biraz fazla koruyucu bir anne olduğum için benim olmadığım bir ortamda bulunmasının onun kişisel gelişimi için iyi olacağını düşünüyorum; hem de okulda iyi vakit geçirdiğini düşünüyorum. Şarkılar, oyunlar, aktiviteler bir dolu şey yapıyorlar birlikte. Arkadaşlarla birlikte oyun oynamayı öğreniyor. En geç 5.30'da evde oluyoruz, ondan sonra da yatana kadar evde oyun oynuyor, oyuncaklarını özlediği için bize bile ihtiyaç duymuyor oynarken. Gece 9'dan sonra banyomuzu yapıp, onun istediği kitapları okuyup, (genellikle birlikte) 10 gibi uyuyoruz.
Daha önce yazdım mı hiç anımsamıyorum, birkaç haftadır Ateş gece sütünü içerken biberonu bıraktı. Artık büyüdüğü için okunan kitaplardan sonra sütünü bardakla içiyor ve uyuyor. Ben zor bırakacağını sanmıştım, ama sadece bir akşam "hadi artık bardakla içelim, biberon bebekler için" dedim ve hiç problemsiz bardağa geçtik. Demek ki ben hep biberonla verdiğim için o da içiyormuş diye düşündüm. Onun hakkında her düşündüğümün doğru olmadığını da bir kez daha anladım.
NOT: Dün Ateş'in saçlarını kestirdik. Saç kesiminin hemen hepsini kamerayla kaydettim (Hadi Ateş birlikte seyredelim). Bir çocuk saçları kesilirken bu kadar mı tatlı olur. Ayrıca hangi çocuğun saç kesimi sırasında uykusu gelir? Ateş son seferde koltukta uyuyakalmış, babası kucağında getirmişti. Bu sefer yine o kadar çok uykusu geldi ki, hepimiz onu uyanık tutmaya çalıştık. Koltuktan inince yine eski cin haline geri döndü.
Çarşamba, Kasım 05, 2008
Durumlar...
Pazartesi sabahından beri okula giderken ağlama seansları azaldı, bugün kayboldu. Yaşasın, bugün hiç ağlamadan gitti okula, böylece benim de günüm berbat olmadı. Zaten ilk 3 hafta da böyle mutlu mutlu gidiyordu, bayram tatili sonrasında herşey bozulmuştu. Ama tam tümüyle alışacakken bu sefer de öbür bayram tatili geliyor. Birlikte tatil yapmak çoooook güzel, umarım o tatilin sonunda da tekrar problem yaşamayız.
Yarın Ateş'in (ve benim) hayatında bir ilk yaşanacak. Ateş okulla birlikte bir çocuk tiyatrosunu izlemeye gidecek. Hem de okul servisiyle. Bakalım nasıl olacak diye heyecanla bekliyorum. O gidip dönene kadar ben herhalde telefon başında olurum. Tiyatroyu sevecek mi, serviste nasıl yolculuk yapacak, hiç bilmiyorum. Cuma günü de Atatürk evini ziyarete gideceklermiş.
Bugün okuldan aldığımda yarın sabah en geç 9.30'da orda olması gerektiğini, 10.00'da servisle tiyatroya gideceklerini kendisi söyledi bana.
Son günlerde bana -her gün aynı saatte gittiğim halde- "geç geldin" diye kızıyor. Aslında saatte değişiklik yok, saatler geri alındığı için, onu aldığım saatte hava kararmak üzere oluyor, ama bunu defalarca söylememe rağmen henüz algılamadı, bana kızmaya devam ediyor.
Yarın Ateş'in (ve benim) hayatında bir ilk yaşanacak. Ateş okulla birlikte bir çocuk tiyatrosunu izlemeye gidecek. Hem de okul servisiyle. Bakalım nasıl olacak diye heyecanla bekliyorum. O gidip dönene kadar ben herhalde telefon başında olurum. Tiyatroyu sevecek mi, serviste nasıl yolculuk yapacak, hiç bilmiyorum. Cuma günü de Atatürk evini ziyarete gideceklermiş.
Bugün okuldan aldığımda yarın sabah en geç 9.30'da orda olması gerektiğini, 10.00'da servisle tiyatroya gideceklerini kendisi söyledi bana.
Son günlerde bana -her gün aynı saatte gittiğim halde- "geç geldin" diye kızıyor. Aslında saatte değişiklik yok, saatler geri alındığı için, onu aldığım saatte hava kararmak üzere oluyor, ama bunu defalarca söylememe rağmen henüz algılamadı, bana kızmaya devam ediyor.
Cumartesi, Kasım 01, 2008
Ateş Balık Avında...
Yazın her tatilde ve her haftasonunda geldiğimiz B.........'a geldik bugün. Hava çok güzel. Turistlerden denize girenler var. Rahatlıkla girilir zaten, ama bütün yaz girdiğimiz için şimdi girmiyoruz. Aslında balık tutmak için geldik. Yani ben bilgisayarım ve makalelerimle çalışmak için, Ateş, abisi ve babası ise balık avlamak için. Güneş süper, hava harika. Ateş'e güneşten koruyucu krem sürsem mi, diye bile düşündüm. Ama o şapkayı bile reddetti. İstediğimiz zaman böyle bir yere gelebildiğimiz için ve denizle bu kadar içiçe olduğumuz için çok şanslıyız. Ateş günlerdir bugünü bekliyordu, hatta sabah 6'da uyanıp hadi gidelim diye tutturdu. Şu anda çok mutlu.
Perşembe ve cuma günü okula gitti Ateş. Giderken ağlıyor yine, ama sonra keyfi yerine geliyormuş. İş çıkışı yine çok mutlu buluyorum. Gün içinde keyfinin yerinde olduğunu göstermek için birçok kez fotoğrafını çekiyorlar, kameraya kaydediyorlar, bana izlettiriyorlar. Bizimki ağlayan başka çocuklara moral veriyormuş, "ağlama, annen gelip seni alacak" diyormuş. "Evde ağlıycam, ama okulda ağlamıycam" diyormuş (evde de aynı şeyi söylüyor).
Fotoğraf geçen pazar gününden. Ağacın dalında leopar gibi duran Ateş...
