Hiç bilmiyorum. O yüzden tekrar da olsa yazayım dedim. Balık aldığımız balıkçıların muhtemelen en kıymetli müşterisiyiz. Çünkü hem sık sık balık alıyoruz, hem de hiçbirini balıkçıya temizletmiyoruz. Hepsini evde babasının yardımıyla Ateş temizliyor. Pulları zaten tümüyle Ateş temizliyor. İç organ temizliğinde de babasından yardım alıyor. Bu durum hamsiler için de geçerli. Bu akşam iki gece önce oğlumun temizlediği hamsileri yiyeceğiz. Bu temizleme olayının üstüne direk banyoya girmek gerekiyor. Ortalık batıyor, ama hiiiiç önemli değil, çünkü Ateş çok seviyor.
Hastalığı sırasında 3 gün okula gidemedi, araya cumartesi pazar da girince 5 gün uzak kalmış oldu. Bu da; artık okul problemini çözen ve okula güle oynaya giden, hatta öğretmenini ne kadar sevdiğini anlatan Ateş'te eskiye dönüşü getirdi. Salı sabahından beri her sabah ağlıyor. Sebepsiz ya da çok eften püften şeylere uzun süreli ağlıyor. Bu da beni çok yıpratıyor. Sabah 1-1.5 saat birlikte iyi vakit geçirecekken ağlamalı avutmalı zamanlar yaşıyoruz. Okula gitmesinin kendisi için ne kadar iyi olduğunu bir bilse. Ateş büyüdüğünde kreşe gittiğini bile hatırlamayacak belki, ama ben hiç unutmayacağım.
Bu arada balıklarıyla arası iyi. Turuncu olanın adı, küçük turuncu akvaryum balığı; siyahınki de palamuttan küçük torik. Biliyorum biraz uzun ama, Ateş böyle isim koydu.
